"musa" - 218 ayet bulundu
45. Sonra âyetlerimizle ve apaçık bir fermanla musa ve kardeşi Harun'u gönderdik.
49. Andolsun biz musa'ya, belki onlar yola gelirler diye, Kitab'ı verdik.
31 Biz böylece her peygambere, suçlulardan bir düşman musallat ettik. Kılavuz ve yardımcı olarak Rabbin yeter.
35. Andolsun biz musa'ya Kitab'ı verdik, kardeşi Harun'u da ona yardımcı yaptık.
10. Hani Rabbin musa'ya: O zalimler güruhuna, Firavun'un kavmine git. Hâla (başlarına gelecekten) sakınmayacaklar mı onlar? diye seslenmişti.
11. Hani Rabbin musa'ya: O zalimler güruhuna, Firavun'un kavmine git. Hâla (başlarına gelecekten) sakınmayacaklar mı onlar? diye seslenmişti.
12. musa şöyle dedi: Rabbim! Doğrusu, beni yalancılıkla suçlamalarından korkuyorum.
20. musa: Ben, dedi, o işi o anda sonunun ne olacağını bilmeyerek yaptım.
23. Fir'avn dedi ki: "(Ey musa) alemlerin Rabbi nedir?"
24. musa cevap verdi: Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız, (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir.
26. musa dedi ki: O, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbidir.
28. musa devamla şunu söyledi: Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir.
29. (Fir'avn ey musa): "Andolsun ki benden başka tanrı edinirsen, seni mutlaka zindana atılanlardan yapacağım" dedi.
30. musa: Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı? dedi.
32. Bunun üzerine musa asâsını atıverdi; bir de ne görsünler, asâ apaçık koca bir yılan (oluvermiş)!
43. musa onlara: Ne atacaksanız atın! dedi.
45. Sonra musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuveriyor!
48. "musa ve Harun'un Rabbine iman ettik" .
52. musa'ya: Kullarımı geceleyin yola çıkar; çünkü takip edileceksiniz, diye vahyettik.
61. İki topluluk birbirini görünce, musa'nın adamları: İşte yakalandık! dediler.
62. musa: Asla! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir.
63. Bunun üzerine musa'ya: Asân ile denize vur! diye vahyettik. (Vurunca deniz) derhal yarıldı (on iki yol açıldı), her bölük koca bir dağ gibi oldu.
64. Ötekileri de buraya yaklaştırdık (musa ve adamlarının ardından, düşmanları da bu denizde açılan yollara girdiler).
65. musa ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardık.
66. Sonra ötekilerini boğduk (musa ve adamları karaya çıkınca deniz kapandı, Fir'avn ve adamları boğuldu).
7. Hani musa, ailesine şöyle demişti: Gerçekten ben bir ateş gördüm. (Gidip) size oradan bir haber getireceğim, yahut bir ateş parçası getireceğim, umarım ki ısınırsınız!
8. Oraya geldiğinde şöyle seslenildi: Ateşin bulunduğu yerdeki ve çevresindekiler mübarek kılınmıştır! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!
9. Ey musa! İyi bil ki, ben, mutlak galip ve hikmet sahibi olan Allah'ım!
10. Asânı at! musa (asâyı atıp) onu yılan gibi deprenir görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı. (Kendisine dedik ki): Ey musa! Korkma; çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz.
3. İman eden bir kavim için (faydalı olmak üzere) musa ile Firavun'un haberlerinden bir kısmını sana gerçek şekliyle nakledeceğiz.
7. musa'nın anasına: Onu emzir, kendisine zarar geleceğinden endişelendiğinde onu denize (Nil nehrine) bırakıver, hiç korkup kaygılanma, çünkü biz onu sana geri vereceğiz ve onu peygamberlerden biri yapacağız, diye bildirdik.
10. musa'nın anasının yüreğinde yalnızca çocuğunun tasası kaldı. Eğer biz, (vâdimize) inananlardan olması için onun kalbini pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse işi meydana çıkaracaktı.
11. Annesi musa'nın ablasına: Onun izini takip et, dedi. O da, onlar farkına varmadan uzaktan kardeşini gözetledi.
13-Böylece Biz, musa'yı annesine geri verdik ki, annesinin gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah'ın va'dinin kesinlikle gerçek olduğunu bilsin diye; fakat çoklan bilmezler.
14. musa yiğitlik çağına erip olgunlaşınca, biz ona hikmet ve ilim verdik. İşte güzel davrananları biz böylece mükâfatlandırırız.
15. musa, ahalisinin habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada, biri kendi tarafından, diğeri düşman tarafından olan iki adamı birbiriyle döğüşür buldu. Kendi tarafından olanı, düşmana karşı ondan yardım diledi. musa da ötekine bir yumruk vurup ölümüne sebep oldu. (Bunun üzerine:) Bu şeytan işidir. O, gerçekten saptırıcı, apaçık bir düşman, dedi.
16. musa: Rabbim! Doğrusu kendime zulmettim (başıma iş açtım). Beni bağışla dedi, Allah da onu bağışladı. Çünkü, çok bağışlayıcı, çok esirgeyici olan ancak O'dur.
17. musa: Rabbim! Bana lütfettiğin nimetlere andolsun ki, artık suçlulara (ve suça itenlere) asla arka çıkmayacağım, dedi.
18. Şehirde korku içinde, (etrafı) gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen kimse, feryat ederek yine ondan imdat istiyor. musa ona (yardım isteyene) dedi ki: Doğrusu sen, besbelli bir azgınsın!
19. musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince, o adam dedi ki: Ey musa! Dün bir cana kıydığın gibi, bana da mı kıymak istiyorsun? Demek, düzelticilerden olmak istemiyor da, bu yerde ille yaman bir zorba olmayı arzuluyorsun sen!