"allah" - 2449 ayet bulundu
116. Mutlak hakim ve hak olan allah, çok yücedir. O'ndan başka tanrı yoktur, O, yüce Arş'ın sahibidir.
117. Her kim allah ile birlikte diğer bir tanrıya taparsa, -ki bu hususla ilgili hiçbir delili yoktur- o kimsenin hesabı ancak Rabbinin nezdindedir. Şurası muhakkak ki kâfirler iflah olmaz.
Rahmân ve Rahîm (olan) allah'ın adıyla.
2. Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, allah'ın dininde (hükümlerini uygularken) onlara acıyacağınız tutmasın. Müminlerden bir gurup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun.
3 - Zina etmiş erkek, ancak zina etmiş olan veya allah'a ortak koşan bir kadınla; zina etmiş kadın ise, zina etmiş olan veya allah'a ortak koşan bir erkekle evlenebilir. Bu, mü'minlere haram kılınmıştır.
5. Ancak bundan sonra tevbe edip ıslah olanlar müstesnadır. allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.
6. Eşlerine zina isnadında bulunup da kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği, kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa allah adına yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defa da, eğer yalan söyleyenlerden ise allah'ın lânetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir.
7. Beşincide, eğer yalancılardansa, allah'ın laneti üzerine olsun diye söz söyler.
8. Kadının, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa allah adına yemin ve şahitlik etmesi,kendisinden cezayı kaldırır.
9.Beşinci defa da, eğer (kocası) doğru söyleyenlerden ise allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını diler.
10. Ya allah'ın size bol lütfu ve merhameti bulunmasaydı ve allah, tevbeleri kabul eden hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı (haliniz nice olurdu)!
13. Onların (iftiracıların) da bu konuda dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Mademki şahitler getiremediler, öyle ise onlar allah nezdinde yalancıların ta kendisidirler.
14. Eğer dünyada ve ahirette allah'ın lütuf ve merhameti üstünüzde olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap isabet ederdi.
15. Çünkü siz bu iftirayı, dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki bu, allah katında çok büyük (bir suç) tur.
16- Onu işittiğiniz zaman: 'Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (allah'ım) Sen yücesin; bu, büyük bir iftiradır' demeniz gerekmez miydi?
17. Eğer inanmış insanlarsanız, allah, bir daha buna benzer tutumu tekrarlamaktan sizi sakındırıp uyarır.
18. Ve allah âyetleri size açıklıyor. allah, (işin iç yüzünü) çok iyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.
19. İnananlar arasında çirkin şeylerin yayılmasını arzulayan kimseler için dünyada da ahirette de çetin bir ceza vardır. allah bilir, siz bilmezsiniz.
20. Ya sizin üstünüze allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı, allah çok şefkatli ve merhametli olmasaydı (haliniz nice olurdu)!
21. Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını takip ederse, muhakkak ki o, edepsizliği (yüzkızartıcı suçları) ve kötülüğü emreder. Eğer üstünüzde allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içinizden hiçbir kimse asla temize çıkamazdı. Fakat allah dilediğini arındırır. allah işitir ve bilir.
22. İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, allah yolunda göç edenlere (mallarından) vermeyeceklerine yemin etmesinler; bağışlasınlar; feragat göstersinler. allah'ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
25. O gün allah onlara gerçek cezalarını tastamam verecek ve onlar allah'ın apaçık gerçek olduğunu anlayacaklardır.
26. Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler kötü kadınlara; iyi kadınlar iyi erkeklere; iyi erkekler de iyi kadınlara mahsustur. Bunlar onların söyledikleri(çirkin şeyler)den uzaktırlar. Bunlara, (allah tarafından) bağışlama ve cömertçe bir rızık vardır.
28. Orada hiçbir kimse bulamadınızsa, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size, "Geri dönün!" denilirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha nezih bir davranıştır. allah, yaptığınızı bilir.
29. İçinde kendinize ait eşyanın bulunduğu oturulmayan evlere girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. allah, sizin açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir.
30. (Resûlüm!) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır.
31. Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.
32. Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir.
33. Evlenme imkânını bulamayanlar ise; allah, lütfu ile kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altında bulunanlardan (köleler ve câriyelerden) mükâtebe yapmak isteyenlerle, eğer kendilerinde bir hayır (kabiliyet ve güvenilirlik). görüyorsanız, hemen mükâtebe yapın. allah'ın size vermiş olduğu malından siz de onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde edeceksiniz diye, namuslu kalmak isteyen câriyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları zor altında bırakırsa, bilinmelidir ki zorlanmalarından sonra allah (onlar için) çok bağışlayıcı ve merhametlidir.
35. allah, göklerin ve yerin nûrudur. O'nun nûrunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da, batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan, yani zeytinden (çıkan yağdan) tutuşturulur. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir. (Bu,) nûr üstüne nûrdur. allah dilediği kimseyi nûruna eriştirir. allah insanlara (işte böyle) temsiller getirir. allah her şeyi bilir.
36. (Bu kandil) birtakım evlerdedir ki, allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir. Orada sabah akşam O'nu (öyle kimseler) tesbih eder ki;
37. Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.
38. Çünkü (o günde) allah, onları yaptıklarının en güzeli ile mükâfatlandıracak ve lütfundan onlara fazlasıyla verecektir. allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır.
39. İnkâr edenlere gelince, onların amelleri, ıssız çöllerdeki serap gibidir ki susayan onu su zanneder; nihayet ona vardığında orada herhangi bir şey bulamamış, üstelik yanıbaşında da (inanmadığı, kendisinden sakınmadığı) allah'ı bulmuştur; allah ise, onun hesabını tastamam görmüştür. allah hesabı çok çabuk görür.
40. Yahut (o kâfirlerin duygu, düşünce ve davranışları) engin bir denizdeki yoğun karanlıklar gibidir; (öyle bir deniz) ki, onu dalga üstüne dalga kaplıyor; üstünde de bulut... Birbiri üstüne karanlıklar... İnsan, elini çıkarıp uzatsa, neredeyse onu dahi göremez. Bir kimseye allah nûr vermemişse, artık o kimsenin aydınlıktan nasibi yoktur.
41. Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kuşların allah'ı tesbih ettiklerini görmez misin? Her biri kendi duasını ve tesbihini (öğrenmiş) bilmiştir. allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyle bilir.
42. Göklerin ve yerin mülkü allah'ındır; dönüş de ancak O'nadır.
43. Görmez misin ki allah bir takım bulutları (çıkarıp) sürüyor; sonra onları bir araya getirip üstüste yığıyor. İşte görüyorsun ki bunlar arasından yağmur çıkıyor. O, gökten, oradaki dağlardan (dağlar büyüklüğünde bulutlardan) dolu indirir. Artık onu dilediğine isabet ettirir; dilediğinden de onu uzak tutar; (bu bulutların) şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır!
44. allah, gece ile gündüzü birbirine çeviriyor. Şüphesiz bunda basiret sahipleri için mutlak bir ibret vardır.
45. allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür... allah dilediğini yaratır; şüphesiz allah her şeye kadirdir.