151
150. Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
152
151. "O aşırıların emrine uymayın."
153
152. "Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyenler(in sözüyle hareket etmeyin).
154
153. Dediler ki: Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!
155
154. Sen de ancak bizim gibi bir insansın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir mucize getir.
156
155. Salih: İşte (mucize) bu dişi devedir; onun bir su içme hakkı vardır, belli bir günün içme hakkı da sizindir, dedi.
157
156. Ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi muazzam bir günün azabı yakalayıverir.
158
157. Buna rağmen onlar deveyi kestiler; ama pişman da oldular.
159
158. Bunun üzerine onları azap yakaladı. Doğrusu bunda, büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
160
159. Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
161
160. Lût kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladı.
162
161. Kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
163
162. Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
164
163. Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
165
164. Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
166
165. Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, insanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz sınırı aşmış (sapık) bir kavimsiniz!
167
166. Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, insanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz sınırı aşmış (sapık) bir kavimsiniz!
168
167. Onlar şöyle dediler: Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bil ki, sürgün edilmişlerden olacaksın!
169
168. Lût: Doğrusu, dedi, ben sizin bu işinizden tiksinmekteyim!
170
169. Rabbim! Beni ve ailemi, onların yapageldiklerinden (vebalinden) kurtar.
171
170. Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık.
172
171. Ancak bir kocakarı müstesna. O, geride kalanlardan (oldu).
173
172. Sonra diğerlerini helâk ettik.
174
173. Üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki... Uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) yağmuru ne de kötü!
175
174. Elbet bunda büyük bir ibret vardır; fakat çokları iman etmezler.
176
175. Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
177
176. Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla suçladı.
178
177. Şuayb onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
179
178. Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
180
179. Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
181
180. Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
182
181. Ölçüyü tastamam yapın, (insanların hakkını) eksik verenlerden olmayın.
183
182. Doğru terazi ile tartın.
184
183. İnsanların hakkı olan şeyleri kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.
185
184. Sizi ve önceki nesilleri yaratan (Allah) dan korkun.
186
185. Onlar şöyle dediler: Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!
187
186. Sen de, ancak bizim gibi bir beşersin. Bilki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz.
188
187. Şayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten azap yağdır.
189
188. Şuayb: Rabbim yaptıklarınızı en iyi bilendir, dedi.
190
189. Velhasıl onu yalancı saydilar da, kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. Gerçekten o, muazzam bir günün azabı idi!
191
190. Doğrusu bunda büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
192
191. Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
193
192. Muhakkak ki o (Kur'an) âlemlerin Rabbinin indirmesidir.
194
193. (Resûlüm!) Onu Rûhu'l-emîn (Cebrail) indirdi.
195
194.Senin kalbine; uyarıcılardan olman için,
196
195. Apaçık Arapça bir dille.
197
196. O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardır.
198
197. Benî İsrail bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir delil değil midir?
199
198. Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de,
200
199. Bunu onlara o okusaydı, yine ona iman etmezlerdi.