"allah" - 2449 ayet bulundu
80. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle dediler: Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlara göre allah'ın mükâfatı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.
81. Nihayet biz, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Artık allah'a karşı kendisine yardım edecek avanesi olmadığı gibi, o, kendini savunup kurtarabilecek kimselerden de değildi.
82. Daha dün onun yerinde olmayı isteyenler: Demek ki, allah rızkı, kullarından dilediğine bol veriyor, dilediğine de az. Şayet allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vay! Demek ki inkârcılar iflâh olmazmış! demeye başladılar.
85. (Resûlüm!) Kur'an'ı (okumayı, tebliğ etmeyi ve ona uymayı) sana farz kılan allah, elbette seni (yine) dönülecek yere döndürecektir. De ki: Rabbim, kimin hidayeti getirdiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilendir.
87. allah'ın âyetleri sana indirildikten sonra, artık sakın onlar seni bu âyetlerden alıkoymasınlar. Rabbine davet et. Asla müşriklerden olma!
88. allah ile birlikte başka bir tanrıya tapıp yalvarma! O'ndan başka tanrı yoktur. O'nun zâtından başka her şey yok olacaktır. Hüküm O'nundur ve siz ancak O'na döndürüleceksiniz.
Rahmân ve Rahîm (olan) allah'ın adıyla.
3. Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.
5. Kim allah'a kavuşmayı umuyorsa, bilsin ki allah'ın tayin ettiği o vakit elbet gelecektir. O, her şeyi işiten ve bilendir.
6. Cihad eden, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz allah, âlemlerden müstağnîdir. (O'nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur).
10. İnsanlardan kimi vardır ki: "allah'a inandık" der; fakat allah uğrunda eziyete uğratıldığı zaman, insanların işkencesini allah'ın azabı gibi tutar. Halbuki Rabbinden bir nusret gelecek olsa, mutlaka, "Doğrusu biz de sizinle beraberdik" derler. İyi de, allah, herkesin kalbindekileri en iyi bilen değil midir?
11. allah, elbette (O'na gönülden) iman edenleri de bilir, iki yüzlüleri de bilir (ortaya çıkaracaktır).
16. İbrahim'i de gönderdik. O kavmine şöyle demişti: allah'a kulluk edin. O'na karşı gelmekten sakının. Eğer bilmiş olsanız bu sizin için daha hayırlıdır.
17. Siz allah'ı bırakıp birtakım putlara tapıyor, asılsız sözler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, allah'ı bırakıp da taptıklarınız, size rızık veremezler. O halde rızkı allah katında arayın. O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Ancak O'na döndürüleceksiniz.
19. allah'ın, yaratılanı ilk baştan nasıl yarattığını, (ölümden) sonra bunu(nasıl) tekrarladığını görmediler mi? Şüphesiz bu, allah'a göre kolaydır.
20. De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da, allah ilk baştan nasıl yaratmış bir bakın. İşte allah bundan sonra (aynı şekilde) ahiret hayatını da yaratacaktır. Gerçekten allah her şeye kadirdir.
22. Siz ne yeryüzünde ne de gökte (allah'ı) âciz bırakamazsınız. allah'tan başka bir dost ve yardımcı da bulamazsınız.
23. allah'ın âyetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr edenler -işte onlar- benim rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir ve onlar için acıklı bir azap vardır.
24. Kavminin (İbrahim'e) cevabı ise: "Onu öldürün yahut yakın!" demelerinden ibaret oldu. Ama allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, iman eden bir kavim için ibretler vardır.
25. (İbrahim onlara) dedi ki: Siz, sırf aranızdaki dünya hayatına has muhabbet uğruna allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet günü (gelip çattığında ise) birbirinizi tanımazlıktan gelecek ve birbirinize lânet okuyacaksınız. Varacağınız yer cehennemdir ve hiç yardımcınız da yoktur.
29. (Bu ilâhî ikazdan sonra hâla) siz, ille de erkeklere yaklaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlikler yapacak mısınız! Kavminin cevabı ise, şöyle demelerinden ibaret oldu: (Yaptıklarımızın kötülüğü ve azaba uğrayacağımız konusunda) doğru söyleyenlerden isen, allah'ın azabını getir bize!
36. Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı gönderdik ve Şuayb: Ey kavmim! allah'a kulluk edin, ahiret gününe umut bağlayın, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın! dedi.
40. Nitekim, onlardan her birini günahı sebebiyle cezalandırdık. Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine zulmediyorlardı.
41. allah'tan başka dostlar edinenlerin durumu, örümceğin durumu gibidir. Örümcek bir yuva edinir; halbuki yuvaların en çürüğü şüphesiz örümcek yuvasıdır. Keşke bilselerdi!
42. allah, onlar'ın kendisini bırakıp da hangi şeye yalvardıklarını şüphesiz bilir. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.
44. allah, gökleri ve yeri hak olarak (yerli yerince) yarattı. Şüphesiz bunda, iman edenler için (allah'ın varlık ve kudretine) bir nişâne bulunmaktadır.
45. (Resûlüm!) Sana vahyedilen Kitab'ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. allah'ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. allah yaptıklarınızı bilir.
48. (Ey Muhammed) Sen bundan önce bir Kitap okumuyordun, elinle de onu yazmıyorsun. Öyle olsaydı o zaman (allah'ın sözlerini boşa çıkarmaya çalışan) iptalciler, kuşkulanırlardı.
50. "Ona Rabbinden (başkaca) mucizeler indirilmeli değil miydi?" derler. De ki: Mucizeler ancak allah'ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.
52. De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Bâtıla inanıp allah'ı inkâr edenler (var ya), işte ziyana uğrayacaklar onlardır.
55. O günde azap, onları hem üstlerinden hem ayaklarının altından saracak ve allah (onlara): "Yaptıklarınızı (cezasını) tadın!" diyecektir.
60. Nice canlı var ki, rızkını (yanında) taşımıyor. Onlara da size de rızık veren allah'tır. O, her şeyi işitir ve bilir.
61. Andolsun ki onlara: "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir?" diye sorsan, mutlaka, "allah" derler. O halde nasıl (haktan) çevrilip döndürülüyorlar?
62. allah rızkı kullarından dilediğine bol bol verir, dilediğine de kısar. Şüphesiz allah her şeyi hakkıyla bilendir.
63. Andolsun ki onlara: "Gökten su indirip onunla ölümünün ardından yeryüzünü canlandıran kimdir?" diye sorsan, mutlaka, "allah" derler. De ki: (Öyleyse) hamd da allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu (söyledikleri üzerinde) düşünmezler.
65. Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O'na has kılarak (ihlâsla) allah'a yalvarırlar. Fakat onları sâlimen karaya çıkarınca, bir bakarsın ki, (allah'a) ortak koşmaktadırlar.
67. Çevrelerinde insanlar kapılıp götürülürken, bizim (Mekke'yi) güven içinde kudsî bir yer yaptığımızı görmediler mi? Hâla bâtıla inanıp allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
68. allah'a karşı yalan uyduran yahut kendisine hak gelmişken onu yalan sayandan daha zalimi kimdir? Cehennemde kâfirlere yer mi yok!
69. Ama bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz. Hiç şüphe yok ki allah iyi davrananlarla beraberdir.
Rahmân ve Rahîm (olan) allah'ın adıyla.