"allah" - 2449 ayet bulundu
100. Onun hakimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve onu allah'a ortak koşanlaradır.
101. Biz bir âyetin yerine başka bir âyeti getirdiğimiz zaman -ki allah, neyi indireceğini çok iyi bilir- "Sen ancak bir iftiracısın" dediler. Hayır; onların çoğu bilmezler.
104. allah'ın âyetlerine inanmayanlar yok mu, kuşkusuz allah onları doğru yola iletmez ve onlar için elem verici bir azap vardır.
105. allah'ın âyetlerine inanmayanlar, ancak yalan uydurur. İşte onlar, yalancıların kendileridir.
106. Kim iman ettikten sonra allah'ı inkâr ederse -kalbi iman ile dolu olduğu halde (inkâra) zorlanan başka- fakat kim kalbini kâfirliğe açarsa, işte allah'ın gazabı bunlaradır; onlar için büyük bir azap vardır.
107. Bu (azap), onların dünya hayatını ahirete tercih etmelerinden ve allah'ın kâfirler topluluğunu hidayete erdirmemesinden ötürüdür.
108. İşte onlar allah'ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Ve onlar gafillerin kendileridir.
112. allah, (ibret için) bir ülkeyi örnek verdi: Bu ülke güvenli, huzurlu idi; ona rızkı her yerden bol bol gelirdi. Sonra onlar allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. allah da onlara, yaptıklarından ötürü açlık ve korku sıkıntısını tattırdı.
114. Artık, allah'ın size verdiği rızıktan helâl ve temiz olarak yeyin, eğer (gerçekten) yalnız allah'a ibadet ediyorsanız, onun nimetine şükredin.
115. (allah) size, sadece ölü hayvanı kanı, domuz etini ve allah'tan başkası adına kesilen hayvanı haram kıldı. Ancak kim mecbur kalırsa (başkalarının haklarına) saldırmaksızın, sınırı da aşmadan (bunlardan yiyebilir). Çünkü allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir.
116. Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak "Bu helâldir, şu da haramdır" demeyin, çünkü allah'a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.
120. İbrahim, gerçekten Hakk'a yönelen, allah'a itaat eden bir önder idi; allah'a ortak koşanlardan değildi.
121. allah'ın nimetlerine şükrediciydi. Çünkü allah, onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.
123-Sonra da sana: "Hakperest (hanif) olarak İbrahim'in dinine tabi ol! O, hiçbir zaman allah'a ortak koşanlardan olmadı." diye vahyettik.
127. Sabret! Senin sabrın da ancak allah'ın yardımı iledir. Onlardan dolayı kederlenme; kurmakta oldukları tuzaktan kaygı duyma!
128. Çünkü allah, (kötülükten) sakınanlar ve güzel amel edenlerle beraberdir.
Rahmân ve Rahîm (olan) allah'ın adıyla.
1. Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.
22. allah ile birlikte bir ilâh daha tanıma! Sonra kınanmış ve kendi başına terkedilmiş olarak kalırsın.
25. Rabbiniz sizin kalplerinizdekini çok iyi bilir. Eğer siz iyi olursanız, şunu bilin ki allah, kötülükten yüz çevirerek tevbeye yönelenleri son derece bağışlayıcıdır.
33. Haklı bir sebep olmadıkça allah'ın muhterem kıldığı cana kıymayın. Bir kimse zulmen öldürülürse, onun velîsine (hakkını alması için) yetki verdik. Ancak bu velî de kısasta ileri gitmesin. Zaten (kendisine bu yetki verilmekle) o, alacağını almıştır.
38. Bunlar("allah ile beraber başka tanrı edinme!" ayetinden itibaren sayılan fiiler)in hepsi, kötü olan, Rabbinin katında hoş görülmeyen şeylerdir.
39. İşte bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdir. allah ile birlikte başka ilâh edinme; sonra kınanmış ve (allah'ın rahmetinden) uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.
42. De ki: Eğer söyledikleri gibi allah ile birlikte başka ilâhlar da bulunsaydı, o takdirde bu ilâhlar, Arş'ın sahibi olan allah'a ulaşmak için çareler arayacaklardı.
43. allah, onların söyledikleri şeylerden münezzehtir; son derece yücedir ve uludur.
51.İsterse aklınıza (yeniden dirilmesi) imkânsız gibi görünen herhangi bir yaratık! (Bunlar, allah'ın sizi yeniden diriltmesini güçleştirmez.) Diyecekler ki: "Bizi tekrar (hayata) kim döndürecek?" De ki: Sizi ilk kez yaratan. Bunun üzerine onlar sana alaylı bir tarzda başlarını sallayacak ve "Ne zamanmış o?" diyecekler. De ki: Yakın olsa gerek!
52. allah sizi çağıracağı gün, kendisine hamdederek çağrısına uyarsınız ve (dirilmeden önceki halinizde) çok az kaldığınızı sanırsınız.
56. (Resûlüm!) De ki: "allah'ı bırakıp da (ilâh olduğunu) ileri sürdüklerinize yalvarın. Ne var ki onlar, sizin sıkıntınızı ne uzaklaştırabilir, ne de değiştirebilirler."
57. O yalvardıkları da, onların (allah'a) en yakın olan(lar)ı da Rablerine yaklaşmak için vesile ararlar; O'nun merhametini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı, cidden korkunçtur.
63. allah buyurdu: Git! Onlardan kim sana uyarsa, iyi bilin ki hepinizin cezası cehennemdir. Tam bir ceza!
67. Denizde size bir sıkıntı (boğulma korkusu) dokunduğu zaman O'ndan başka bütün yalvardıklarınız kaybolur (artık o zaman, allah'tan başka kimseden yardım istemezsiniz. Çünkü O'ndan başka sizi kurtaracak kimse yoktur). Fakat (O) sizi kurtarıp karaya çıkarınca yine (allah'ı bir tanımaktan) yüz çevirirsiniz. Gerçekten insan nankördür.
68. (allah'ın) Karayı ters çevirip sizi batırmayacağından, yahut üzerinize taşlar savuran bir kasırga göndermeyeceğinden emin misiniz? (Ki bunlar olduktan) Sonra kendinize bir koruyucu bulamazsınız!
92. "Yahut, iddia ettiğin gibi, üzerimize gökten parçalar yağdırmalısın veya allah'ı ve melekleri gözümüzün önüne getirmelisin."
94. Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların (buna) inanmalarını sırf, "allah, peygamber olarak bir beşeri mi gönderdi?" demeleri engellemiştir.
96. De ki: Benimle sizin aranızda gerçek şahit olarak allah kâfidir. Zira O, kullarını hakikaten bilip görmektedir.
97. allah kime hidayet verirse, işte doğru yolu bulan odur; kimi de hidayetten uzak tutarsa, artık onlara, allah'tan başka dostlar bulamazsın. Kıyamet gününde onları kör, dilsiz ve sağır bir halde yüzükoyun haşrederiz. Onların varacağı ve kalacağı yer cehennemdir ki, ateşi yavaşladıkça onun alevini artırırız.
99. Düşünmediler mi ki, gökleri ve yeri yaratmış olan allah, kendilerinin benzerini yaratmaya da kadirdir! allah, onlar için bir vâde takdir etti. Bunda şüphe yoktur. Ama zalimler, inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.
110. De ki: "İster allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler O'na hastır." Namazında yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da kısma; ikisinin arası bir yol tut.
111. "Çocuk edinmeyen, hakimiyette ortağı bulunmayan, âcizlikten ötürü bir dosta da ihtiyacı olmayan allah'a hamdederim" de ve tekbir getirerek O'nun şanını yücelt!
Rahmân ve Rahîm (olan) allah'ın adıyla.