"allah" - 2449 ayet bulundu
20. Ey iman edenler! allah'a ve Resûlüne itaat edin, işittiğiniz halde O'ndan yüz çevirmeyin.
22. Şüphesiz allah katında hayvanların en kötüsü, düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.
23. allah onlarda bir hayır görseydi elbette onlara işittirirdi. Fakat işittirseydi bile yine onlar yüz çevirerek dönerlerdi.
24. Ey inananlar! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, allah ve Resûlüne uyun. Ve bilin ki, allah kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz mutlaka onun huzurunda toplanacaksınız.
25. Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini perişan eder). Biliniz ki, allah'ın azabı şiddetlidir.
26. Hatırlayın ki, bir zaman siz yeryüzünde âciz tanınan az (bir toplum) idiniz; insanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz da şükredesiniz diye allah size yer yurt verdi; yardımıyla sizi destekledi ve size temizinden rızıklar verdi.
27. Ey iman edenler! allah'a ve Peygamber e hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz.
28. Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat allah'ın katındadır.
29. Ey iman edenler! Eğer allah'tan korkarsanız O, size iyi ile kötüyü ayırdedecek bir anlayış verir, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü allah büyük lütuf sahibidir.
30. Hatırla ki, kâfirler seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri yahut seni (yurdundan) çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kurarlarken allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü allah tuzak kuranların en iyisidir.
32. Hani (o kâfirler) bir zaman da: Ey allah'ım! Eğer bu Kitap senin katından gelmiş bir gerçekse üzerimize gökten taş yağdır, yahut bize elem verici bir azap getir! demişlerdi.
33. Halbuki sen onların içinde iken allah, onlara azap edecek değildir. Ve onlar mağfiret dilerlerken de allah onlara azap edici değildir.
34. Onlar Mescid-i Haram'ın mütevellîleri olmadıkları halde (müminleri) oradan geri çevirirlerken allah onlara ne diye azap etmeyecek? Oranın mütevellîleri takvâ sahiplerinden başkaları değildir. Fakat onların çoğu bunu bilmez.
36. Şüphesiz ki inkâr edenler mallarını, (insanları) allah yolundan alıkoymak için harcıyorlar. Daha da harcayacaklar. Ama sonunda bu, onlara yürek acısı olacak ve en sonunda mağlûp olacaklardır. Kâfirlikte ısrar edenler ise cehenneme toplanacaklardır.
37. (Bu toplama) allah'ın murdarı temizden ayıklaması (mümini kâfirden ayırması) ve bütün murdarların bir kısmını diğer bir kısmının üstüne koyup hepsini yığarak cehenneme atması içindir. İşte onlar ziyana uğrayanların kendileridir.
38. İnkar edenlere söyle: "Eğer vazgeçerlerse, geçmişteki (günahları) kendilerine bağışlanır; yok yine (eski hallerine) dönerlerse, öncekilerin (başlarına gelen allah) kanunu geçmiştir (bunların da başına gelecektir. Onu beklesinler).
39. Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın! (İnkâra) son verirlerse şüphesiz ki allah onların yaptıklarını çok iyi görür.
40. Eğer (imandan) yüz çevirirlerse, bilin ki allah sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!.
4l. Eğer allah'a ve hak ile bâtılın ayrıldığı gün, iki ordunun birbiri ile karşılaştığı gün (Bedir savaşında) kulumuza indirdiğimize inanmışsanız, bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri allah'a, Resulüne, onun akrabalarına yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir. allah her şeye hakkıyla kadirdir.
42. Hatırlayın ki, (Bedir savaşında) siz vâdinin yakın kenarında (Medine tarafında) idiniz, onlar da uzak kenarında (Mekke tarafında) idiler. Kervan da sizden daha aşağıda (deniz sahilinde) idi. Eğer (savaş için) sözleşmiş olsaydınız, sözleştiğiniz vakit hususunda ihtilâfa düşerdiniz. Fakat allah, gerekli olan emri yerine getirmesi, helâk olanın açık bir delille (gözüyle gördükten sonra) helâk olması, yaşayanın da açık bir delille yaşaması için (böyle yaptı). Çünkü allah hakkıyla işitendir, bilendir.
43. Hatırla ki, allah, uykunda sana onları az gösterdi. Eğer onları sana çok gösterseydi, elbette çekinecek ve bu iş hakkında münakaşaya girişecektiniz. Fakat allah (sizi bundan) kurtardı. Şüphesiz O, kalplerin özünü bilir.
44. allah, olacak bir işi yerine getirmek için (savaş alanında) karşılaştığınız zaman onları sizin gözlerinizde az gösteriyor, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu. Bütün işler allah'a döner.
45. Ey iman edenler! Herhangi bir topluluk ile karşılaştığınız zaman sebat edin ve allah'ı çok anın ki başarıya erişesiniz.
46. allah ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü allah sabredenlerle beraberdir.
47. Çalım satmak, insanlara gösteriş yapmak ve (insanları) allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (kâfirler) gibi olmayın. allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.
48. Hani şeytan onlara yaptıklarını güzel gösterdi de: Bugün insanlardan size galip gelecek kimse yoktur, şüphesiz ben de sizin yardımcınızım, dedi. Fakat iki ordu birbirini görünce ardına döndü ve: Ben sizden uzağım, ben sizin göremediklerinizi (melekleri) görüyorum, ben allah'tan korkuyorum; allah'ın azabı şiddetlidir, dedi.
49. O zaman münafıklarla kalplerinde hastalık bulunanlar, (sizin için), "Bunları, dinleri aldatmış" diyorlardı. Halbuki kim allah'a dayanırsa, bilsin ki allah mutlak galiptir, hikmet sahibidir. (Kendisine güveneni üstün ve galip kılacak O'dur. Yoksa orduların sayı ve techizat üstünlüğü değildir).
51. İşte bu, ellerinizle yaptığınız yüzündendir, yoksa allah kullara zulmedici değildir.
52. (Bunların gidişatı) tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidişatı gibidir. (Onlar da) allah'ın âyetlerini inkâr etmişlerdi de allah onları günahları sebebiyle yakalamıştı. allah güçlüdür. O'nun cezası şiddetlidir.
53. Bu da, bir millet kendilerinde bulunanı (güzel ahlâk ve meziyetleri) değiştirinceye kadar allah'ın onlara verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden dolayıdır. Gerçekten allah işitendir, bilendir.
55. allah katında, yürüyen canlıların en kötüsü kâfir olanlardır. Çünkü onlar iman etmezler.
58. (Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik yapmasından korkarsan, sen de (onlarla yaptığın ahdi) aynı şekilde bozduğunu kendilerine bildir. Çünkü allah, hainleri sevmez.
60. Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın, onunla allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, allah'ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir, siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.
61. Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve allah'a tevekkül et, çünkü O işitendir, bilendir.
62. Eğer sana hile yapmak isterlerse, şunu bil ki, allah sana kâfidir. O, seni yardımıyla ve müminlerle destekleyendir.
63. Ve (allah), onların kalplerini birleştirmiştir. Sen yeryüzünde bulunan her şeyi verseydin, yine onların gönüllerini birleştiremezdin, fakat allah onların aralarını bulup kaynaştırdı. Çünkü O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir.
64. Ey Peygamber! Sana ve sana uyan müminlere allah yeter.
66. Şimdi allah, yükünüzü hafifletti; sizde zayıflık olduğunu bildi. O halde sizden sabırlı yüz kişi bulunursa, (onlardan) ikiyüz kişiye galip gelir. Ve eğer sizden bin kişi olursa, allah'ın izniyle (onlardan) ikibin kişiye galip gelirler. allah sabredenlerle beraberdir.
67. Yeryüzünde ağır basıncaya (küfrün belini kırıncaya) kadar, hiçbir peygambere esirleri bulunması yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, halbuki allah (sizin için) ahireti istiyor. allah güçlüdür, hikmet sahibidir.
68. allah tarafından önceden verilmiş bir hüküm olmasaydı, aldığınız fidyeden ötürü size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.