Ya-sin Suresi

Ya-Sin Suresi

Mekki 83 ayet İniş sırası: 41

Yasin, diriliş ve tevhid delilleri

1
Ali Bulaç
Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
2
Ali Bulaç
1- Yasîn.
3
Ali Bulaç
2- Andolsun hikmetli Kur'an'a,
4
Ali Bulaç
3- Gerçekten sen, gönderilen (elçi)lerdensin.
5
Ali Bulaç
4- Dosdoğru bir yol üzerinde(sin).
6
Ali Bulaç
5- (Kur'an) Güçlü ve üstün olan, esirgeyen (Allah')ın indirmesidir.
7
Ali Bulaç
6- Babaları uyarılmamış, böylece kendileri de gafil kalmış bir kavmi uyarman için (gönderildin).
8
Ali Bulaç
7- Andolsun, onların çoğu üzerine o söz hak olmuştur; artık inanmazlar.
9
Ali Bulaç
8- Gerçekten biz onların boyunlarına, çenelere kadar (dayanan) halkalar geçirdik; bu yüzden başları yukarı kalkıktır.
10
Ali Bulaç
9- Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.
11
Ali Bulaç
10- Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.
12
Ali Bulaç
11- Sen ancak, zikre (Kur'an'a) uyan ve gayb ile Rahman olan (Allah')a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın. İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele.
13
Ali Bulaç
12- Şüphesiz biz, ölüleri biz diriltiriz; onların önden takdim ettiklerini ve eserlerini biz yazarız. Biz her şeyi, apaçık bir kitapta tesbit edip korumuşuz.
14
Ali Bulaç
13- Sen onlara, o şehir halkının örneğini ver; hani oraya elçiler gelmişti.
15
Ali Bulaç
14- Hani onlara iki (elçi) göndermiştik, fakat ikisini yalanlamışlardı. Biz de (iki elçiyi) bir üçüncüyle güçlendirdik; böylece dediler ki: 'Şüphesiz biz, size gönderilmiş elçileriz.'
16
Ali Bulaç
15- Dediler ki: 'Siz, benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsiniz, Rahman (olan Allah) da herhangi bir şey indirmiş değildir. Siz, yalnızca yalan söylüyorsunuz.'
17
Ali Bulaç
16- Dediler ki: 'Rabbimiz, gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu bilir.'
18
Ali Bulaç
17- 'Bizim üzerimizde de (sorumluluk ve görev olarak) apaçık bir tebliğden başkası yoktur.'
19
Ali Bulaç
18- Dediler ki: 'Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acı bir azab dokunacaktır.'
20
Ali Bulaç
19- Dediler ki: 'Uğursuzluğunuz, sizinledir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Hayır, siz ölçüyü taşıran bir kavimsiniz.'
21
Ali Bulaç
20- Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: 'Ey kavmim, elçilere uyun' dedi.
22
Ali Bulaç
21- 'Sizden ücret istemeyenlere uyun, onlar hidayet bulmuş kimselerdir.'
23
Ali Bulaç
22- 'Bana ne oluyor ki, beni yaratana kulluk etmeyecekmişim? Siz O'na döndürüleceksiniz.'
24
Ali Bulaç
23- 'Ben, O'ndan başka ilahlar edinir miyim ki, Rahman (olan Allah), bana bir zarar dileyecek olsa, ne onların şefaati bana bir şeyle yarar sağlar, ne de onlar beni kurtarabilirler.'
25
Ali Bulaç
24- 'O durumda ise, gerçekten ben apaçık bir sapıklık içinde olmuş olurum.'
26
Ali Bulaç
25- 'Şüphesiz ben Rabbinize iman ettim; işte beni işitin.'
27
Ali Bulaç
26- Ona: 'Cennete gir' denildi. O da: 'Keşke benim kavmim de bir bilseydi' dedi.
28
Ali Bulaç
27- 'Rabbimin beni bağışladığını ve ağırlananlardan kıldığını.'
29
Ali Bulaç
28- Kendisinden sonra ise, kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik; indirecek de değildik.
30
Ali Bulaç
29- (Ancak onlara) Yalnızca bir tek çığlık (yetti); anında sönüverdiler.
31
Ali Bulaç
30- Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
32
Ali Bulaç
31- Görmüyorlar mı, kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik? Onlar, bir daha kendilerine dönmüyorlar.
33
Ali Bulaç
32- Ancak onların hepsi, toplanmış olarak huzurumuza getirilmişlerdir.
34
Ali Bulaç
33- Ölü toprak kendileri için bir ayettir; biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarttık, böylelikle ondan yemektedirler.
35
Ali Bulaç
34- Biz, orada hurmalıklardan ve üzüm-bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık:
36
Ali Bulaç
35- Onun ürünlerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yemeleri için. Yine de şükretmiyorlar mı?
37
Ali Bulaç
36- Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) yücedir.
38
Ali Bulaç
37- Gece de kendileri için bir ayettir. Gündüzü ondan sıyırıp yüzeriz, hemen artık karanlıkta kalıvermişlerdir.
39
Ali Bulaç
38- Güneş de, kendisi için (tesbit edilmiş) olan bir müstakarra doğru akıp gitmektedir. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen (Allah)ın takdiridir.
40
Ali Bulaç
39- Ay'a gelince, biz onun için de birtakım uğrak yerleri takdir ettik; sonunda o, eski bir hurma dalı gibi döndü (döner).
41
Ali Bulaç
40- Ne güneşin aya erişip-yetişmesi gerekir, ne de gecenin gündüzün önüne geçmesi. Her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedirler.
42
Ali Bulaç
41- Onların zürriyetlerini dolu gemilerde taşımamız da kendileri için bir ayettir.
43
Ali Bulaç
42- Ve onlar için binmekte oldukları bunun benzeri (nice) şeyleri yaratmamız da.
44
Ali Bulaç
43- Eğer dilersek onları batırır-boğarız; bu durumda ne onların imdadına yetişen olur, ne kurtulabilirler.
45
Ali Bulaç
44- Ancak bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız başka.
46
Ali Bulaç
45- Onlara: 'Önünüzde ve arkanızda olandan sakının, belki esirgenirsiniz' denildiğinde, (dinlemeyip inkâra devam edenler).
47
Ali Bulaç
46- Onlara, Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmeyi görsün, mutlaka ondan yüz çevirirler.
48
Ali Bulaç
47- Ve onlara: 'Size Allah'ın rızık olarak verdiklerinden infak edin' denildiği zaman, o inkâr edenler iman edenlere dediler ki: 'Allah'ın, eğer dilemiş olsaydı yedireceği kimseyi biz mi yedirecek mişiz? Gerçekten siz, apaçık bir şaşkınlık içindesiniz.'
49
Ali Bulaç
48- Ve derler ki: 'Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdit (etmekte olduğunuz yıkım ve azab) ne zamanmış?'
50
Ali Bulaç
49- Onlar, yalnızca tek bir çığlıktan başkasını gözetmezler, onlar birbirleriyle çekişip-dururken o kendilerini yakalayıverir.
51
Ali Bulaç
50- Artık ne bir tavsiyede bulunmağa güç yetirebilirler, ne ailelerine dönebilirler.
52
Ali Bulaç
51- Sur'a üfürülmüştür; böylece onlar kabirlerinden (diriltilip) Rablerine doğru (dalgalar halinde) süzülüp-giderler.
53
Ali Bulaç
52- Demişlerdir ki: 'Eyvahlar bize, uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı? Bu, Rahmanın va'dettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş'.
54
Ali Bulaç
53- O, yalnızca bir tek çığlıktan başkası değildir; artık onların hepsi toplanmış olarak huzurumuza getirilmişlerdir.
55
Ali Bulaç
54- İşte bugün hiç kimseye (hiç) bir şeyle zulmedilmez ve siz de yaptıklarınızdan başkasıyla karşılık görmezsiniz.
56
Ali Bulaç
55- Gerçek şu ki, bugün cennet halkı, 'sevinç ve mutluluk dolu' bir meşguliyet içindedirler.
57
Ali Bulaç
56- Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır.
58
Ali Bulaç
57- Orada taptaze-meyveler onların ve istek duydukları her şey onlarındır.
59
Ali Bulaç
58- Çok esirgeyen Rabb'dan onlara bir de sözlü 'Selam' (vardır).
60
Ali Bulaç
59- 'Ey suçlu-günahkarlar, bugün siz bir yana çekilin.'
61
Ali Bulaç
60- 'Ey adem oğulları, ben size and vermedim mi ki: Şeytana kulluk etmeyin, çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır;'
62
Ali Bulaç
61- 'Bana kulluk edin, doğru yol budur.'
63
Ali Bulaç
62- Andolsun o, sizden birçok insan-neslini saptırmıştı. Yine de aklınızı kullanmıyor muydunuz?
64
Ali Bulaç
63- İşte bu, size vadedilmiş cehennemdir.
65
Ali Bulaç
64- İnkâr etmenize karşılık olmak üzere bugün oraya girin.
66
Ali Bulaç
65- Bugün onların ağızlarını mühürleriz; (günahtan ve sevaptan yana) kazandıklarını, elleri bize söylemekte, ayakları (aleyhlerinde) şahitlik etmektedir.
67
Ali Bulaç
66- Eğer dilemiş olsaydık, gözlerinin üstüne bastırır-kör ederdik, böylece yola dökülüp-koşuşurlardı. Fakat nasıl göreceklerdi ki?
68
Ali Bulaç
67- Eğer dilemiş olsaydık, oldukları yerde (en görkemli çağlarında) onları bir başka kalıba sokardık; böylece ne ileri gitmeye, ne geri dönmeye güç yetirebilirlerdi.
69
Ali Bulaç
68- Kime uzun ömür verirsek, yaratılışta onu tersine çeviririz. Yine de akıllarını kullanmayacaklar mı?
70
Ali Bulaç
69- Biz ona (Peygambere) şiir öğretmedik; (bu,) ona yakışmaz da. O (kendisine indirilen Kitap), yalnızca bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.
71
Ali Bulaç
70- (Kur'an,) Diri olanları uyarıp korkutmak ve kâfirlerin üzerine sözün hak olması için (indirilmiştir).
72
Ali Bulaç
71- Ellerimizin yaptıklarından kendileri için nice hayvanları yarattığımızı görmüyorlar mı? Böylece bunlara malik oluyorlar.
73
Ali Bulaç
72- Biz onlara kendileri için boyun eğdirdik; işte bir kısmı binekleridir, bir kısmını(n da etini) yiyorlar.
74
Ali Bulaç
73- Onlarda kendileri için daha nice yararlar ve içecekler vardır. Yine de şükretmeyecekler mi?
75
Ali Bulaç
74- Yardım görürler umuduyla, Allah'tan başka ilahlar edindiler.
76
Ali Bulaç
75- Onların (o ilahların) kendilerine yardım etmeye güçleri yetmez; oysa kendileri onlar için hazır bulundurulmuş askerlerdir.
77
Ali Bulaç
76- Öyleyse onların sözleri seni üzmesin. Elbette sakladıklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.
78
Ali Bulaç
77- İnsan, kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir.
79
Ali Bulaç
78- Kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi; dedi ki: 'Çürümüş-bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?'
80
Ali Bulaç
79- De ki: 'Onları, ilk defa yaratıp-inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir.'
81
Ali Bulaç
80- Ki O, size yeşil ağaçtan bir ateş kılandır; siz de ondan yakıyorsunuz.
82
Ali Bulaç
81- Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini yaratmağa kadir değil mi? Elbette (öyledir); O, yaratandır, bilendir.
83
Ali Bulaç
82- Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: 'Ol' demesidir; o da hemen oluverir.
84
Ali Bulaç
83- Her şeyin melekutu (hükümranlık ve mülkü) elinde bulunan (Allah) ne yücedir. Siz O'na döndürüleceksiniz.