Meryem Suresi

Meryem Suresi

Mekki 98 ayet İniş sırası: 44

Meryem, İsa'nın doğumu ve peygamberler

1
Ali Bulaç
Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
2
Ali Bulaç
1- Kaf, He, Ye, Ayn, Sâd.
3
Ali Bulaç
2- (Bu,) Rabbinin, kulu Zekeriya'ya rahmetinin zikridir.
4
Ali Bulaç
3- Hani o, Rabbine gizlice seslendiği zaman;
5
Ali Bulaç
4- Demişti ki: 'Rabbim, şüphesiz benim kemiklerim gevşedi ve baş, yaşlılık aleviyle tutuştu; ben sana dua etmekle mutsuz olmadım.'
6
Ali Bulaç
5- 'Doğrusu ben, arkamdan gelecek yakınlarım adına korkuya kapıldım, benim karım bir kısır (kadın)dır. Artık bana kendi katından bir yardımcı armağan et.'
7
Ali Bulaç
6- 'Bana mirasçı olsun. Yakup oğullarına da mirasçı olsun. Rabbim, onu (kendisinden) razı olunan(lardan) kıl.'
8
Ali Bulaç
7- (Allah buyurdu:) 'Ey Zekeriya, şüphesiz biz seni, adı Yahya olan bir çocukla müjdelemekteyiz; biz bundan önce ona hiç bir adaş kılmamışız.'
9
Ali Bulaç
8- Dedi ki: 'Rabbim, karım kısır (bir kadın) iken, benim nasıl oğlum olabilir? Ben de yaşlılığın son basamağındayım.'
10
Ali Bulaç
9- (Ona gelen melek:) 'İşte böyle' dedi. 'Rabbin dedi ki: - Bu benim için kolaydır, daha önce sen hiç bir şey değil iken, seni yaratmıştım.'
11
Ali Bulaç
10- Dedi ki: 'Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver.' Dedi ki: 'Senin alametin, sapasağlam iken, üç tam gece insanlarla konuşmamandır.'
12
Ali Bulaç
11- Böylelikle (Zekeriya) mescidten kavminin karşısına çıkıp onlara (şu anlamları) işaret etti: 'Sabah akşam tesbih edin.'
13
Ali Bulaç
12- (Çocuğun doğup büyümesinden sonra ona dedik ki:) 'Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut.' Daha çocuk iken ona hikmet verdik.
14
Ali Bulaç
13- Katımızdan ona bir sevgi duyarlılığı ve temizlik (de verdik). O, çok takva sahibi biriydi.
15
Ali Bulaç
14- Ana ve babasına itaatkardı ve isyan eden bir zorba değildi.
16
Ali Bulaç
15- Ona selam olsun; doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağı gün de.
17
Ali Bulaç
16- Kitap'ta Meryem'i de zikret. Hani o, ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir yere çekilmişti.
18
Ali Bulaç
17- Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmişti. Böylece ona ruhumuz (Cibril'i) göndermiştik, ona düzgün bir beşer kılığında görünmüştü.
19
Ali Bulaç
18- Demişti ki: 'Gerçekten ben, senden Rahman (olan Allah)a sığınırım. Eğer takva sahibiysen (bana yaklaşma).'
20
Ali Bulaç
19- Demişti ki: 'Ben, yalnızca Rabbinden (gelen) bir elçiyim; sana tertemiz bir erkek çocuk armağan etmek için (buradayım).'
21
Ali Bulaç
20- O: 'Benim nasıl bir erkek çocuğum olabilir? Bana hiç bir beşer dokunmamışken ve ben azgın utanmaz (bir kadın) değilken' dedi.
22
Ali Bulaç
21- 'İşte böyle' dedi. 'Rabbin, dedi ki: -Bu benim için kolaydır. Onu insanlara bir ayet ve bizden bir rahmet kılmak için (bu çocuk olacaktır).' Ve iş de olup bitmişti.
23
Ali Bulaç
22- Böylelikle ona gebe kaldı, sonra onunla ıssız bir yere çekildi.
24
Ali Bulaç
23- Derken doğum sancısı onu bir hurma dalına sürükledi. Dedi ki: 'Keşke bundan önce ölseydim de, hafızalardan silinip unutulsaydım.'
25
Ali Bulaç
24- Altından (bir ses) ona seslendi: 'Hüzne kapılma, Rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıştır.'
26
Ali Bulaç
25- Hurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz oluşmuş-taze hurma dökülüversin.'
27
Ali Bulaç
26- Artık, ye, iç ; gözün aydın olsun. Eğer herhangi bir beşer görecek olursan, de ki: 'Ben Rahman (olan Allah) a oruç adadım, bugün hiç kimseyle konuşmayacağım.'
28
Ali Bulaç
27- Böylece onu taşıyarak kavmine geldi. Dediler ki: 'Ey Meryem, sen gerçekten şaşırtıcı bir şey yaptın.'
29
Ali Bulaç
28- 'Ey Harun'un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz (bir kadın) değildi.'
30
Ali Bulaç
29- Bunun üzerine ona (çocuğa) işaret etti. Dediler ki: 'Henüz beşikte olan bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz?'
31
Ali Bulaç
30- (İsa) Dedi ki: 'Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. (Allah) Bana Kitabı verdi ve beni peygamber kıldı.'
32
Ali Bulaç
31- 'Nerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti.'
33
Ali Bulaç
32- 'Anneme itaati de. Ve beni mutsuz bir zorba kılmadı.'
34
Ali Bulaç
33- 'Selam üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün de.'
35
Ali Bulaç
34- İşte Meryem oğlu İsa; hakkında kuşkuya düştükleri 'Hak Söz'.
36
Ali Bulaç
35- Allah'ın çocuk edinmesi olacak şey değil. O yücedir. Bir işin olmasına karar verirse, ancak ona: 'Ol' der, o da hemen oluverir.
37
Ali Bulaç
36- Gerçek şu ki, Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na kulluk edin. Dosdoğru yol budur.
38
Ali Bulaç
37- İçlerinden (birtakım) gruplar ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten dolayı, vay inkâr edenlere.
39
Ali Bulaç
38- Bize gelecekleri gün, neler işitecekler, neler görecekler. Ama bugün o zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler.
40
Ali Bulaç
39- İş(in) hükme bağlanıp biteceği, hasret gününe karşı onları uyar; onlar bir gaflet içindedirler ve onlar inanmıyorlar.
41
Ali Bulaç
40- Elbette, yeryüzüne ve üzerindekilere biz varis olacağız ve onlar bize döndürülecekler.
42
Ali Bulaç
41- Kitap'ta İbrahim'i de zikret. Gerçekten o, doğruyu-söyleyen bir peygamberdi.
43
Ali Bulaç
42- Hani babasına demişti: 'Babacığım, işitmeyen, görmeyen ve seni herhangi bir şeyden bağımsızlaştırmayan şeylere niye tapıyorsun?
44
Ali Bulaç
43- 'Babacığım, gerçek şu ki, bana, sana gelmeyen bir ilim geldi. Artık bana tabi ol, seni düzgün bir yola ulaştırayım.'
45
Ali Bulaç
44- 'Babacığım, şeytana kulluk etme, kuşkusuz şeytan, Rahman (olan Allah)a başkaldırandır.'
46
Ali Bulaç
45- 'Babacığım, gerçekten ben, sana Rahman tarafından bir azabın dokunacağından korkuyorum, o zaman şeytanın velisi olursun.'
47
Ali Bulaç
46- (Babası) Demişti ki: 'İbrahim, sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursan, andolsun, seni taşa tutarım; uzun bir süre benden uzaklaş, (bir yerlere) git.'
48
Ali Bulaç
47- (İbrahim:) 'Selam üzerine olsun, senin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim, çünkü, O, bana pek lütufkardır' dedi.
49
Ali Bulaç
48- 'Sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan kopup-ayrılıyorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle mutsuz olmayacağım.'
50
Ali Bulaç
49- Böylelikle, onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrılınca ona İshak'ı ve (oğlu) Yakup'u armağan ettik ve her birini peygamber kıldık.
51
Ali Bulaç
50- Onlara rahmetimizden armağan(lar) bağışladık ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik.
52
Ali Bulaç
51- Kitap'ta Musa'yı da zikret. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş ve gönderilmiş (Resul) bir peygamberdi.
53
Ali Bulaç
52- Ona, Tur'un sağ yanından seslendik ve onu (kendisiyle) gizlice söyleşmek için yakınlaştırdık.
54
Ali Bulaç
53- Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u da bir peygamber olarak armağan ettik.
55
Ali Bulaç
54- Kitap'ta İsmail'i de zikret. Çünkü o, va'dinde doğruydu ve gönderilmiş (Resul) bir peygamberdi.
56
Ali Bulaç
55- Halkına, namazı ve zekatı emrediyordu ve o, Rabbi katında kendisinden razı olunan (bir insan)dı.
57
Ali Bulaç
56- Kitap'ta İdris'i de zikret. Çünkü o, doğru olan bir peygamberdi.
58
Ali Bulaç
57- Biz onu yüce bir mekan (makam)a yükseltmiştik.
59
Ali Bulaç
58- İşte bunlar; kendilerine Allah'ın nimet verdiği peygamberlerdendir; Adem'in soyundan, Nuh ile birlikte taşıdıklarımız (insan nesillerin)den, İbrahim ve İsrail (Yakup)in soyundan, doğru yola eriştirdiklerimizden ve seçtiklerimizdendirler. Onlara Rahmanın ayetleri okunduğunda, ağlayarak secdeye kapanırlar.
60
Ali Bulaç
59- Sonra onların arkasından öyle nesiller türedi ki, namaz (kılma duyarlılığın)ı kaybettiler ve şehvetlerine kapılıp-uydular. Böylece bunlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır.
61
Ali Bulaç
60- Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunanlar (onların dışındadır); işte bunlar, cennete girecekler ve hiç bir şeyle zulme uğratılmayacaklar.
62
Ali Bulaç
61- Adn cennetleri (onlarındır) ki, Rahman (olan Allah, onu) kendi kullarına gaybtan vadetmiştir. Şüphesiz O'nun va'di yerine gelecektir.
63
Ali Bulaç
62- Onda ‘boş bir söz’ işitmezler; sadece selam (ı işitirler). Sabah akşam, onların rızıkları orda (bulunmakta)dır.
64
Ali Bulaç
63- O cennet; biz, kullarımızdan takva sahibi olanları (ona) varisçi kılacağız.
65
Ali Bulaç
64- Biz (elçiler) ancak Rabbiniz emriyle ineriz. Önümüzde, ardımızda ve bunlar arasında olan her şey O'nundur. Senin Rabbin kesinlikle unutkan değildir.
66
Ali Bulaç
65- Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O'na ibadet et ve O'na ibadette kararlı ol. Hiç O'nun adaşı olan birini biliyor musun?
67
Ali Bulaç
66- İnsan demektedir ki: 'Ben öldükten sonra mı, gerçekten diri olarak çıkarılacağım?'
68
Ali Bulaç
67- İnsan önceden, hiç bir şey değilken, gerçekten onu yaratmış olduğumuzu (hiç) düşünmüyor mu?
69
Ali Bulaç
68- Andolsun Rabbine, onları da, şeytanları da mutlaka haşredeceğiz, sonra onları cehennemin çevresinde diz üstü çökmüş olarak hazır bulunduracağız.
70
Ali Bulaç
69- Sonra, her bir gruptan Rahmana karşı azgınlık göstermek bakımından en şiddetli olanını ayıracağız.
71
Ali Bulaç
70- Sonra biz ona (cehenneme) girmeye kimlerin en çok uygun olduğunu daha iyi biliriz.
72
Ali Bulaç
71- Sizden ona girmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır.
73
Ali Bulaç
72- Sonra, takva sahiplerini kurtarırız ve zulmedenleri diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz.
74
Ali Bulaç
73- Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda, o inkârcılar, iman edenlere derler ki: 'İki gruptan hangisi, makam bakımından daha iyi, topluluk bakımından daha güzeldir?'
75
Ali Bulaç
74- Onlardan önce nice insan- nesillerini yıkıma uğrattık, onlar mal (giyim, kuşam ve tefriş) bakımından da, gösteriş bakımından da daha güzeldiler.
76
Ali Bulaç
75- De ki: 'Kim sapıklık içindeyse, Rahman (olan Allah), ona süre tanıdıkça tanır; kendilerine va'dedileni -ya azabı veya kıyamet saatini- gördükleri zaman artık kimin yeri (makam, mevki) daha kötü, kimin askeri- gücü daha zayıfmış, öğreneceklerdir.
77
Ali Bulaç
76- Allah, hidayet bulanlara hidayeti arttırır. Sürekli olan salih davranışlar, Rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlı, varılacak sonuç bakımından da daha hayırlıdır.
78
Ali Bulaç
77- Ayetlerimizi inkar edip, bana: 'Elbette mal ve çocuklar verilecektir' diyeni gördün mü?
79
Ali Bulaç
78- O, gayba mı tanık oldu, yoksa Rahmanın katında(n) bir ahid mi aldı?
80
Ali Bulaç
79- Asla; demekte olduğunu yazacağız ve onun için azabta(n) da süre tanıdıkça tanıyacağız.
81
Ali Bulaç
80- Onun söylemekte olduğuna biz mirasçı olacağız; o bize, 'yapayalnız tek başına' gelecektir.
82
Ali Bulaç
81- Kendilerine güç (izzet) sağlasınlar diye, Allah'tan başka ilahlar edindiler.
83
Ali Bulaç
82- Hayır; (o yalancı ilahlar) onların tapınışlarını inkar edecekler ve onlara karşı çelişkiye düşecekler.
84
Ali Bulaç
83- Görmedin mi, biz gerçekten şeytanları, kafirlerin üzerine gönderdik, onları tahrik edip kışkırtıyorlar.
85
Ali Bulaç
84- Onlara karşı acele davranma; biz onlar için ancak saydıkça sayıyoruz.
86
Ali Bulaç
85- Takva sahiplerini bir heyet halinde Rahman (ın huzurun)a toplayacağımız gün,
87
Ali Bulaç
86- Suçlu-günahkarları susamışlar olarak cehenneme süreceğiz.
88
Ali Bulaç
87- Rahmanın katında ahid almışların dışında (onlar) şefaate malik olmayacaklardır.
89
Ali Bulaç
88- 'Rahman çocuk edinmiştir' dediler.
90
Ali Bulaç
89- Andolsun, siz oldukça çirkin bir cesarette bulunup-geldiniz.
91
Ali Bulaç
90- Neredeyse bundan dolayı, gökler paramparça olacak, yer çatlayacak ve dağlar yıkılıp göçüverecekti.
92
Ali Bulaç
91- Rahman adına çocuk öne sürdüklerinden (ötürü bunlar olacaktı.)
93
Ali Bulaç
92- Rahman (olan Allah)a çocuk edinmek yaraşmaz.
94
Ali Bulaç
93- Göklerde ve yerde olan (herkesin ve her şeyin) tümü Rahman (olan Allah)a, yalnızca kul olarak gelecektir.
95
Ali Bulaç
94- Andolsun, onların tümünü kuşatmış ve onları sayı olarak saymış bulunmaktadır.
96
Ali Bulaç
95- Ve onların hepsi, kıyamet günü O'na, 'yapayalnız, tek başlarına' geleceklerdir.
97
Ali Bulaç
96- İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır.
98
Ali Bulaç
97- Biz bunu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık, takva sahiplerine müjde vermen ve direnen bir kavmi uyarıp-korkutman için.
99
Ali Bulaç
98- Biz, onlardan önce nice insan- nesillerini yıkıma uğrattık; (şimdiyse) onlardan hiç birini hissediyor veya onların fısıltılarını duyuyor musun?