"allah" - 2449 ayet bulundu
14. Ey iman edenler! allah'ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu İsa havârîlere: allah'a (giden yolda) benim yardımcılarım kimdir? demişti. Havârîler de: allah (yolunun) yardımcıları biziz, demişlerdi. İsrailoğullarından bir zümre inanmış, bir zümre de inkâr etmişti. Nihayet biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece üstün geldiler.
Rahmân ve Rahîm (olan) allah'ın adıyla.
1. Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan allah'ı tesbih eder.
2 O allah'tır ki, ümmîlere içlerinden bir resul göndermiştir de o, onlara allah'ın ayetlerini okur, onları arıtıp temizler, onlara Kitap'ı ve hikmeti öğretir. Onlar bundan önce tam bir sapıklık içine gömülmüşlerdi.
3- Ve henüz kendilerine ulaşıp-katılmamış olan diğerlerine de (peygamber gönderilmiştir); O (allah), üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
4. Bu, allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. allah büyük lütuf sahibidir.
5. Tevrat'la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerce kitap taşıyan merkebin durumu gibidir. allah'ın âyetlerini yalanlamış olan kavmin durumu ne kötüdür! allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.
6. De ki: Ey yahudiler! Bütün insanlar değil de, yalnız, kendinizin allah'ın dostları olduğunuzu iddia ediyorsanız, bunda da samimi iseniz, haydi ölümü temenni edin (bakalım)!
7. Ama onlar, önceden yaptıklarından dolayı ölümü asla temenni etmezler. allah, zalimleri çok iyi bilir.
8. De ki: Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen allah'a döndürüleceksiniz de O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir.
9. Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen allah'ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır.
10. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve allah'ın lütfundan isteyin. allah'ı çok zikredin; umulur ki kurtuluşa erersiniz.
11. Onlar bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: allah'ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha yararlıdır. allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Rahmân ve Rahîm (olan) allah'ın adıyla.
l. Münafıklar sana geldiklerinde: Şahitlik ederiz ki sen allah'ın Peygamberisin, derler. allah da bilir ki sen elbette, O'nun Peygamberisin. allah, münafıkların kesinlikle yalancı olduklarını bilmektedir.
2. Yeminlerini kalkan yapıp allah yolundan yan çizdiler. Gerçekten onların yaptıkları ne kötüdür!
4. Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Düşman onlardır. Onlardan sakın. allah onların canlarını alsın. Nasıl bu hale geliyorlar?
5. Onlara: Gelin, allah'ın Peygamberi sizin için mağfiret dilesin, denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların, büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün.
6. Onlara mağfiret dilesen de, dilemesen de birdir. allah onları kesinlikle bağışlamayacaktır. Çünkü allah, yoldan çıkmış topluluğu doğru yola iletmez.
7. Onlar: allah'ın elçisinin yanında bulunanlar için hiçbir şey harcamayın ki dağılıp gitsinler, diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri allah'ındır. Fakat münafıklar bunu anlamazlar.
8. Onlar: Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır, diyorlardı. Halbuki asıl üstünlük, ancak allah'ın, Peygamberinin ve müminlerindir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.
9. Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi allah'ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır.
10-Her birinize ölüm gelip de: "Rabbim beni kısa bir süre için tehir etsen de sadaka versem ve iyilerden olsam!" demesinden önce size verdiğimiz rızıklardan (allah için) harcayın!
11. allah, eceli geldiğinde hiç kimseyi (ölümünü) ertelemez. allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Rahmân ve Rahîm (olan) allah'ın adıyla.
1. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi allah'ı tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd O'nadır. O her şeye kadirdir.
2. Sizi yaratan O'dur. Böyle iken kiminiz kâfir, kiminiz mümindir. allah yaptıklarınızı görendir.
4. Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. allah kalplerde olanı bilendir.
6. (O azabın sebebi) şu ki, onlara peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi, fakat onlar: Bir beşer mi bizi doğru yola götürecekmiş? dediler, inkâr ettiler ve yüz çevirdiler. allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını gösterdi. allah zengindir, hamde lâyıktır.
7. İnkâr edenler, kesinlikle diriltilmeyeceklerini ileri sürdüler. De ki: Hayır! Rabbime andolsun ki mutlaka diriltileceksiniz, sonra yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu, allah'a göre kolaydır.
8. Onun için allah'a, Peygamberine ve indirdiğimiz o nûra (Kur'an'a) inanın. allah yaptıklarınızdan haberdardır.
9. Mahşer vaktinde sizi toplayacağı gün, işte o zarar günüdür. (Ancak) kim allah'a inanır ve yararlı iş yaparsa, allah onun kötülüklerini örter, onu (ve benzerlerini), içinde ebedî kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş budur.
11. allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet isabet etmez. Kim allah'a inanırsa, allah onun kalbini doğruya götürür. allah her şeyi bilendir.
12. allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat edin. Yüz çevirirseniz bilin ki, elçimize düşen apaçık bir duyurmadır.
13. allah; O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Müminler yalnız allah'a dayanıp güvensinler.
14. Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, kusurlarını örterseniz, bilin ki, allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
15. Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır: Büyük mükâfat ise allah'ın yanındadır.
16. O halde gücünüz yettiğince allah'a isyandan kaçının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
17. Eğer allah'a (rızası uğruna) ödünç verirseniz, allah onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. allah çok mükâfat verendir, ceza vermekte acele etmeyendir.
Rahmân ve Rahîm (olan) allah'ın adıyla.