"allah" - 2449 ayet bulundu
73. Eğer allah'tan size bir lütuf erişirse -sanki sizinle onun arasında (zahirî) bir dostluk yokmuş gibi- "Keşke onlarla beraber olsaydım da ben de büyük bir başarı kazansaydım !" der.
74. O halde, dünya hayatını ahiret karşılığında satanlar, allah yolunda savaşsınlar. Kim allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.
75. Size ne oldu da allah yolunda ve "Rabbimiz! Bizi, halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla!" diyen zavallı erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz!
76. İman edenler allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise tâğut (bâtıl davalar ve şeytan) yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen zayıftır.
77. Kendilerine, ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın ve zekâtı verin, denilen kimseleri görmedin mi? Sonra onlara savaş farz kılınınca, içlerinden bir gurup hemen allah'tan korkar gibi, hatta daha fazla bir korku ile insanlardan korkmaya başladılar da "Rabbimiz! Savaşı bize niçin yazdın! Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen (daha bir müddet savaşı farz kılmasan) olmaz mıydı?" dediler. Onlara de ki: "Dünya menfaati önemsizdir, allah'tan korkanlar için ahiret daha hayırlıdır ve size kıl payı kadar haksızlık edilmez."
78. Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa "Bu allah'tan" derler; başlarına bir kötülük gelince de "Bu senden" derler. "Hepsi allah'tandır"" de. Bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar!
79. Sana gelen iyilik allah'tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir. Seni insanlara elçi gönderdik; şahit olarak da allah yeter.
80. Kim Resûl'e itaat ederse allah'a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince, seni onların başına bekçi göndermedik!
81. "Başüstüne" derler, ama yanından ayrılınca onlardan bir kısmı, senin dediğinden başkasını gizlice kurar. allah da onların gizlice kurduklarını yazar. Sen onlara aldırma ve allah'a dayan; sana vekil olarak allah yeter.
82. Hâla Kur'an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı.
83. Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelince hemen onu yayarlar; halbuki onu, Resûl'e veya aralarında yetki sahibi kimselere götürselerdi, onların arasından işin içyüzünü anlayanlar, onun ne olduğunu bilirlerdi. allah'ın size lütuf ve rahmeti olmasaydı, pek azınız müstesna, şeytana uyup giderdiniz.
84. Artık allah yolunda savaş. Sen, kendinden başkası (sebebiyle) sorumlu tutulmazsın. Müminleri de teşvik et. Umulur ki allah kâfirlerin gücünü kırar (güçleriyle size zarar vermelerini önler). allah'ın gücü daha çetin ve cezası daha şiddetlidir.
85. Kim iyi bir işe aracılık ederse onun da o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse onun da ondan bir payı olur. allah her şeyin karşılığını vericidir.
86. Bir selam ile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeli ile selamlayın; yahut aynı ile karşılık verin. Şüphesiz allah, her şeyin hesabını arayandır.
87. allah -ki ondan başka hiçbir tanrı yoktur elbette sizi kıyamet günü toplayacaktır, bunda asla şüphe yoktur. Söz bakımından allah'tan daha doğru kim vardır!
88. Size ne oldu da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Halbuki allah onları kendi ettikleri yüzünden baş aşağı etmiştir (küfürlerine döndürmüştür). allah'ın saptırdığını doğru yola getirmek mi istiyorsunuz? allah'ın saptırdığı kimse için asla (doğruya) yol bulamazsın!
89. Sizin de kendileri gibi inkâr etmenizi istediler ki onlarla eşit olasınız. O halde allah yolunda göç edinceye kadar onlardan hiçbirini dost edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün ve hiçbirini dost ve yardımcı edinmeyin.
90. Ancak kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir topluma sığınanlar yahut ne sizinle ne de kendi toplumlarıyla savaşmak (istemediklerin) den yürekleri sıkılarak size gelenler müstesna. allah dileseydi onları başınıza belâ ederdi de sizinle savaşırlardı. Artık onlar sizi bırakıp bir tarafa çekilir de sizinle savaşmazlar ve size barış teklif ederlerse bu durumda allah size, onların aleyhinde bir yola girme hakkı vermemiştir.
92. Yanlışlıkla olması dışında bir müminin bir mümini öldürmeye hakkı olamaz. Yanlışlıkla bir mümini öldüren kimsenin, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Meğer ki ölünün ailesi o diyeti bağışlamış ola. (Bu takdirde diyet vermez). Eğer öldürülen mümin olduğu halde, size düşman olan bir toplumdan ise mümin bir köle azat etmek lâzımdır. Eğer kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köleyi azat etmek gerekir. Bunları bulamayan kimsenin, allah tarafından tevbesinin kabulü için iki ay peşpeşe oruç tutması lâzımdır. allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.
93. Kim bir mümini kasden öldürürse cezası, içinde ebediyen kalacağı cehennemdir. allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.
94. Ey iman edenler! allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek "Sen mümin değilsin" demeyin. Çünkü allah'ın nezdinde sayısız ganimetler vardır. Önceden siz de böyle iken allah size lütfetti; o halde iyi anlayıp dinleyin. Şüphesiz allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
95. Müminlerden -özür sahibi olanlar dışında- oturanlarla malları ve canlarıyle allah yolunda cihad edenler bir olmaz. allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Gerçi allah hepsine de güzellik (cennet) vadetmiştir; ama mücahidleri, oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün kılmıştır.
96. Kendinden dereceler, bağışlama ve rahmet vermiştir. allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
97. Kendilerine yazık eden kimselere melekler, canlarını alırken: "Ne işde idiniz!" dediler. Bunlar: "Biz yeryüzünde çaresizdik" diye cevap verdiler. Melekler de: "allah'ın yeri geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!" dediler. İşte onların barınağı cehennemdir; orası ne kötü bir gidiş yeridir.
99. İşte bunları, umulur ki allah affeder; allah çok affedicidir, bağışlayıcıdır.
100. allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek bir çok güzel yer ve bolluk (imkân) bulur. Kim allah ve Resûlü uğrunda hicret ederek evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse artık onun mükâfatı allah'a düşer. allah da çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
102. Sen de içlerinde bulunup onlara namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir kısmı seninle beraber namaza dursunlar, silahlarını (yanlarına) alsınlar, böylece (namazı kılıp) secde ettiklerinde (diğerleri) arkanızda olsunlar. Sonra henüz namazını kılmamış olan (bu) diğer gurup gelip seninle beraber namazlarını kılsınlar ve onlar da ihtiyat tedbirlerini ve silahlarını alsınlar. O kâfirler arzu ederler ki siz silahlarınızdan ve eşyanızdan gafil olsanız da üstünüze birden baskın yapsalar. Eğer size yağmurdan bir eziyet olur yahut hasta bulunursanız silahlarınızı bırakmanızda size günah yoktur. Yine de tedbirinizi alın. Şüphesiz allah, kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
103. Namazı bitirince de ayakta, otururken ve yanınız üzerinde yatarken (daima) allah'ı anın. Huzura kavuşunca da namazı dosdoğru kılın; çünkü namaz müminler üzerine vakitleri belli bir farzdır.
104. O (düşman) topluluğu takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız onlar da, sizin çektiğiniz gibi acı çekmektedirler. Üstelik siz allah'tan, onların ümit etmedikleri şeyleri umuyorsunuz. allah ilim ve hikmet sahibidir.
105. allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitab'ı hak ile indirdik; hainlerden taraf olma!
106. Ve allah'tan mağfiret iste, çünkü allah, çok yarlığayıcı, ziyadesiyle esirgeyicidir.
107. Kendilerine hıyanet edenleri savunma; çünkü allah hainliği meslek edinmiş günahkârları sevmez.
108. İnsanlardan gizler de allah'tan gizlemezler. Halbuki geceleyin, O'nun razı olmadığı sözü düzüp kurarken O, onlarla beraber idi. allah yaptıklarını kuşatıcıdır (O'nun ilminden hiçbir şeyi gizleyemezler).
109. Haydi siz dünya hayatında onlara taraf çıkıp savundunuz, ya kıyamet günü allah'a karşı onları kim savunacak yahut onlara kim vekil olacak?
110. Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder de sonra allah'tan mağfiret dilerse, allah'ı çok yarlığayıcı ve esirgeyici bulacaktır.
111. Kim bir günah kazanırsa onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur. allah her şeyi bilicidir, büyük hikmet sahibidir.
113. allah'ın sana lütfu ve esirgemesi olmasaydı, onlardan bir güruh seni saptırmaya yeltenmişti. Onlar yalnızca kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. allah sana Kitab'ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğini öğretmiştir. allah'ın lütfu sana gerçekten büyük olmuştur.
114. Onların fısıldaşmalarının birçoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka yahut bir iyilik yahut da insanların arasını düzeltmeyi isteyen (in fısıldaşması) müstesna. Kim allah'ın rızasını elde etmek için bunu yaparsa, biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.
116. allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; ondan başka günahları dilediği kimse için bağışlar. Kim allah'a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır.
117 allah'ın berisindekilere davet/dua edenler sadece dişilere/dişileşmiş halde davet/dua ederler. Ve onlar inatçı bir şeytandan başkasına çağırıp yakarmıyorlar.