Ali Bulaç
Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Ali Bulaç
1- Surat astı ve yüz çevirdi;
Ali Bulaç
2- Kendisine o kör geldi diye.
Ali Bulaç
3- Nerden biliyorsun; belki o, temizlenip-arınacak?
Ali Bulaç
4- Veya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak.
Ali Bulaç
5- Fakat kendini müstağni gören (hiç bir şeye ihtiyacı olmadığını sanan) ise,
Ali Bulaç
6- İşte sen, onda 'yankı uyandırmaya’ çalışıyorsun.
Ali Bulaç
7- Oysa, onun temizlenip-arınmasından sana ne?
Ali Bulaç
8- Ama koşarak sana gelen ise,
Ali Bulaç
9- Ki o, 'içi titreyerek korkar' bir durumdadır;
Ali Bulaç
10- Sen ona aldırış etmeden oyalanıyorsun.
Ali Bulaç
11- Hayır; çünkü o (Kur'an), bir öğüttür.
Ali Bulaç
12- Artık dileyen, onu 'düşünüp-öğüt alsın.'
Ali Bulaç
13- O (Kur'an), 'şerefli-üstün' sahifelerdedir.
Ali Bulaç
14- Yüceltilmiş, tertemiz (mutahhar) kılınmış.
Ali Bulaç
15- Katiplerin ellerinde.
Ali Bulaç
16- (Ki onlar,) Üstün değerli, 'iyilik ve dürüstlük sembolü.'
Ali Bulaç
17- Kahrolası insan, ne kadar nankördür.
Ali Bulaç
18- (Allah) Onu hangi şeyden yarattı?
Ali Bulaç
19- Bir damla sudan yarattı da onu 'bir ölçüyle biçime soktu.'
Ali Bulaç
20- Sonra ona yolu kolaylaştırdı.
Ali Bulaç
21- Sonra onu öldürdü, böylece kabre gömdürdü.
Ali Bulaç
22- Sonra dilediği zaman onu diriltir.
Ali Bulaç
23- Hayır; ona (Allah'ın) emrettiğini yerine getirmedi.
Ali Bulaç
24- Bir de insan, yediğine bir bakıversin;
Ali Bulaç
25- Biz şüphesiz, suyu akıttıkça akıttık,
Ali Bulaç
26- Sonra yeri yardıkça yardık;
Ali Bulaç
27- Böylece onda taneler bitirdik,
Ali Bulaç
28- Üzümler, yoncalar,
Ali Bulaç
29- Zeytinler, hurmalar,
Ali Bulaç
30- Boyları birbiriyle yarışan ve içiçe girmiş ağaçlı bahçeler.
Ali Bulaç
31- Meyveler ve otlaklıklar,
Ali Bulaç
32- Size ve hayvanlarınıza bir yarar (meta) olmak üzere.
Ali Bulaç
33- Fakat 'kulakları patlatırcasına olan o gürleme' geldiği zaman,
Ali Bulaç
34- Kişi o gün, kendi kardeşinden kaçar;
Ali Bulaç
35- Annesinden ve babasından,
Ali Bulaç
36- Eşinden ve çocuklarından,
Ali Bulaç
37- O gün, onlardan her birisinin kendine yetecek bir işi vardır.
Ali Bulaç
38- O gün, öyle yüzler vardır ki apaydınlıktır;
Ali Bulaç
39- Güler ve sevinç içindedir.
Ali Bulaç
40- Ve o gün, öyle yüzler de vardır ki üzerini toz bürümüştür.
Ali Bulaç
41- Bir karartı sarıp-kaplamıştır.
Ali Bulaç
42- İşte onlar da, kafir, facir olanlardır.