Ali Bulaç
Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Ali Bulaç
1- 'Elbette gerçekleşecek olan' (kıyamet).
Ali Bulaç
2- Nedir o 'muhakkak gerçekleşecek olan?'
Ali Bulaç
3- O gerçekleşecek olanı (kıyameti) sana bildiren nedir?
Ali Bulaç
4- Semud ve Ad (toplulukları), kâria’yı yalan saydılar.
Ali Bulaç
5- Bu yüzden Semud (halkı), korkunç bir sesle helak edildi.
Ali Bulaç
6- Ad (halkın)a gelince; onlar da, uğultu yüklü, azgın bir kasırga ile helak edildiler.
Ali Bulaç
7- (Allah) Onu, yedi gece ve sekiz gün, aralıksız üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o kavmin, orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görürsün.
Ali Bulaç
8- Şimdi onlardan hiç arta kalan (bir şey) görüyor musun?
Ali Bulaç
9- Firavun (kavmi), ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı da hep) o hata ile (tarih sahnesine) geldiler.
Ali Bulaç
10- Böylece Rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onları, şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.
Ali Bulaç
11- Gerçek şu ki, su taştığı zaman, o gemide biz sizi taşıdık;
Ali Bulaç
12- Öyle ki, onu sizlere bir ibret (hatırlatma ve öğüt) kılalım. 'Gerçeği belleyip kavrayabilen' kullar onu belleyip-kavrasın.'
Ali Bulaç
13- Artık sur'a tek bir üfürülüşle üfürüleceği,
Ali Bulaç
14- Yeryüzü ve dağlar yerlerinden oynatılıp kaldırılacağı, ardından tek bir çarpma ile birbirlerine çarpılıp parça parça olacağı zaman.
Ali Bulaç
15- İşte o gün, vakıa (bir gerçek olan kıyamet) artık vukubulmuştur.
Ali Bulaç
16- Gök yarılıp-çatlamıştır; artık o gün, 'sarkmış-za'fa uğramıştır.'
Ali Bulaç
17- Melek(ler) ise, onun çevresi üzerindedir. O gün, Rabbinin arşını onların da üstünde sekiz (melek) taşır.
Ali Bulaç
18- Siz o gün arzolunursunuz; sizden yana hiç bir gizli (şey), gizli kalmaz.
Ali Bulaç
19- Artık kitabı sağ-eline verilen kişi, der ki: 'Alın, kitabımı okuyun.'
Ali Bulaç
20- 'Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış (anlamış)tım.'
Ali Bulaç
21- Artık o, hoşnut bir yaşama içindedir.
Ali Bulaç
22- Yüksek bir cennette.
Ali Bulaç
23- Devşirilecek (meyve ve eşsiz ürün)leri pek yakındır.
Ali Bulaç
24- 'Geride kalan günlerde, 'peşin olarak sunduklarınıza karşılık olmak üzere,' afiyetle yiyin ve için.'
Ali Bulaç
25- Kitabı sol eline verilen ise; o da, der ki: 'Bana keşke kitabım verilmeseydi.'
Ali Bulaç
26- 'Hesabımı hiç bilmeseydim.'
Ali Bulaç
27- 'Keşke o (ölüm her şeyi) kesip bitirseydi.
Ali Bulaç
28- 'Malım bana hiç bir yarar sağlayamadı.'
Ali Bulaç
29- 'Güç ve kudretim yok olup gitti.'
Ali Bulaç
30- (Allah buyruk verir:) 'Onu tutuklayın, hemen bağlayın.'
Ali Bulaç
31- 'Sonra çılgın alevlerin içine atın.'
Ali Bulaç
32- 'Daha sonra onu, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincire vurup gönderin.'
Ali Bulaç
33- 'Çünkü, o, büyük olan Allah'a iman etmiyordu.'
Ali Bulaç
34- 'Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı.'
Ali Bulaç
35- 'Bundan dolayı bugün, kendisine hiç bir sıcak dost yoktur.'
Ali Bulaç
36- 'İrin ve kan karışımından başka bir yemek yoktur.'
Ali Bulaç
37- 'Bunu da, hata edenlerden başkası yemez.'
Ali Bulaç
38- Hayır; gördüklerinize yemin ederim,
Ali Bulaç
39- Görmediklerinize de.
Ali Bulaç
40- Hiç şüphesiz o (Kur'an), şerefli bir elçinin kesin sözüdür.
Ali Bulaç
41- O, bir şairin sözü değildir. Ne az inanıyorsunuz?
Ali Bulaç
42- Bir kahinin de sözü değildir. Ne az öğüt alıp-düşünüyorsunuz?
Ali Bulaç
43- Alemlerin Rabbinden bir indirilmedir.
Ali Bulaç
44- Eğer o, bize karşı bazı sözleri uydurup-söylemiş olsaydı.
Ali Bulaç
45- Muhakkak onun sağ-elini (bütün güç ve kudretini) çekip-alıverirdik.
Ali Bulaç
46- Sonra onun can damarını elbette keserdik.
Ali Bulaç
47- O zaman, sizden hiç kimse araya girerek bunu kendisinden engelleyip-uzaklaştıramazdı.
Ali Bulaç
48- Çünkü o (Kur'an, Allah'tan sakınan) muttakiler için bir öğüttür.
Ali Bulaç
49- Elbette Biz, içinizde yalanlayanların bulunduğunu biliyoruz.
Ali Bulaç
50- Gerçekten o (Kur'an), kafirler için bir hasrettir.
Ali Bulaç
51- Ve şüphesiz o, kesin bir gerçektir (Hakku'l-yakîn).
Ali Bulaç
52- Öyleyse, büyük Rabbini ismiyle tesbih et.