Ali Bulaç
Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Ali Bulaç
1- Mülk elinde bulunan (Allah) ne yücedir. O, her şeye güç yetirendir.
Ali Bulaç
2- O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır.
Ali Bulaç
3- O, biri diğeriyle 'tam bir uyum’ (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiç bir 'çelişki ve uygunsuzluk’ (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun?
Ali Bulaç
4- Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir.
Ali Bulaç
5- Andolsun, Biz en yakın göğü (dünya göğünü) kandillerle süsleyip-donattık ve bunları, şeytanlar için taşlama-birimleri (rücum) kıldık. Onlar için çılgınca yanan ateşin azabını hazırladık.
Ali Bulaç
6- Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü dönüş yeridir o.
Ali Bulaç
7- İçine atıldıkları zaman, kaynayıp-feveran ederken onun korkunç homurtusunu işitirler.
Ali Bulaç
8- Öfkesinin-şiddetinden neredeyse patlayıp parçalanacak. Her bir grup içine atıldığında, bekçileri onlara sorar: 'Size bir uyarıcı gelmedi mi?'
Ali Bulaç
9- Onlar: 'Evet' derler. 'Bize gerçekten bir uyarıcı geldi. Fakat biz yalanladık ve: “Allah hiç bir şey indirmedi, siz yalnızca büyük bir sapmışlık içindesiniz, dedik.'
Ali Bulaç
10- Ve: 'Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık' derler.
Ali Bulaç
11- Böylece kendi günahlarını itiraf ettiler. Çılgınca yanan ateşin halkına (Allah'ın rahmetinden) uzaklık olsun.
Ali Bulaç
12- Gerçek şu ki, Rablerinden gayb ile (O'nu görmedikleri halde) içleri titreyerek-korkanlara gelince; onlar için bir mağfiret (bağışlanma) ve büyük bir ecir vardır.
Ali Bulaç
13- Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun. Şüphesiz O, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.
Ali Bulaç
14- O, yarattığını bilmez mi? O, Latif'tir; Habir'dir.
Ali Bulaç
15- Sizin için, yeryüzüne boyun eğdiren O'dur. Şu halde omuzlarında (arz üzerinde) yürüyün ve O'nun rızkından yiyin. Sonunda gidiş O'nadır.
Ali Bulaç
16- Gökte olanın sizi yere geçirmeyeceğinden emin misiniz? Bir bakmışsınız ki, o (yeryüzü) sallanıp-çalkalanmaktadır.
Ali Bulaç
17- Yoksa gökte olanın üzerinize 'taş yağdıran (fırtınalı) bir rüzgar' göndermeyeceğinden emin misiniz? Siz o takdirde Benim uyarmam nasılmış bilip-öğreneceksiniz.
Ali Bulaç
18- Andolsun, kendilerinden öncekiler de yalanladı. Fakat beni inkar (etmelerine karşılık verdiğim azab) nasılmış?
Ali Bulaç
19- Onlar, üstlerinde dizi dizi kanat açıp kapayarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları Rahmandan başkası (boşlukta) tutmuyor. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla görendir.
Ali Bulaç
20- Rahmana karşı size yardım edecek olan kimmiş? Şu sizin ordunuz mu? Kafirler yalnızca bir gurur (kesin bir aldanış) içindedirler.
Ali Bulaç
21- Eğer O, rızkını tutsa (vermese), rızkınızı verecek olan kimmiş? Hayır; onlar, bir azgınlık ve nefret içinde inatla direniyorlar.
Ali Bulaç
22- Şu halde yüzükoyun sürünerek yürüyen mi daha çok hidayete erer, yoksa dosdoğru yol üzerinde dümdüz yürümekte olan mı?
Ali Bulaç
23- De ki: 'Sizi inşa eden (yaratan), size kulak, gözler ve gönüller veren O'dur. Ne az şükrediyorsunuz?'
Ali Bulaç
24- De ki: 'Sizi yeryüzünde üretip-türeten O'dur. Siz O'na toplanıp götürüleceksiniz.'
Ali Bulaç
25- Derler ki: 'Eğer doğru söylüyorsanız, şu tehdit (ettiğiniz azab) ne zamanmış?'
Ali Bulaç
26- De ki: '(Bununla ilgili) Bilgi ancak Allah'ın katındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.'
Ali Bulaç
27- Nihayet onu pek yakında gördüklerinde, o inkâr edenlerin yüzleri kötüleşip-karardı. Ve: 'İşte bu, sizin (gerçekleşmeyecek diye) öne sürüp durduğunuz şeydir' denildi.
Ali Bulaç
28- De ki: 'Haber verir misiniz; eğer Allah, beni ve benimle birlikte olanları yıkıma uğratır ya da bizi esirgerse, (peki) bu durumda kafirleri acı bir azabtan kurtaracak olan kimdir?'
Ali Bulaç
29- De ki: 'O (Allah) Rahman olan (esirgeyen koruyan)dır; biz O'na iman ettik ve O'na tevekkül ettik. Artık kimin açık bir sapmışlık içinde olduğunu pek yakında bileceksiniz.'
Ali Bulaç
30- De ki: 'Haber verin; eğer suyunuz yerin dibine göçüverecek olsa, bu durumda kim size bir akar su kaynağı getirebilir?