Ali Bulaç
Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Ali Bulaç
1- Battığı zaman yıldıza andolsun;
Ali Bulaç
2- Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı.
Ali Bulaç
3- O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz.
Ali Bulaç
4- O (söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir.
Ali Bulaç
5- Ona (bu Kur'an'ı) üstün (oldukça çetin) bir güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir.
Ali Bulaç
6- (Ki O,) Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. Hemen doğruldu.
Ali Bulaç
7- O, en yüksek bir ufuktaydı.
Ali Bulaç
8- Sonra yaklaştı, derken sarkıverdi.
Ali Bulaç
9- Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı.
Ali Bulaç
10- Böylece O'nun kuluna vahyettiğini vahyetti.
Ali Bulaç
11- Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.
Ali Bulaç
12- Yine de siz gördüğü (şey) üzerinde onunla tartışacak mısınız?
Ali Bulaç
13- Andolsun, onu bir diğer inişte de görmüştü.
Ali Bulaç
14- Sidretü'l-Münteha'nın yanında.
Ali Bulaç
15- Ki Cennetü'l-Me'va onun yanındadır.
Ali Bulaç
16- Sidreyi örten örtmekte iken,
Ali Bulaç
17- Göz kayıp-şaşmadı ve (sınırı) aşmadı.
Ali Bulaç
18- Andolsun, o, Rabbinin en büyük ayetlerinden olanı gördü.
Ali Bulaç
19- Gördünüz mü-haber verin; Lat ve Uzza'yı.
Ali Bulaç
20- Ve üçüncü (put) olan Menat'ı(n herhangi bir güçleri var mı)?
Ali Bulaç
21- Erkek (evlat) sizin, dişi O'nun mu?
Ali Bulaç
22- Eğer böyleyse, bu, çarpık bir paylaşmadır.
Ali Bulaç
23- Bu (putlar ve yücelttikleriniz ise,) sizin ve atalarınızın (kendi istek ve öngörünüze göre) isimlendirdiğiniz (keyfi) isimlerden başkası değildir. Allah, onlarla ilgili 'hiç bir delil' indirmemiştir. Onlar, yalnızca zanna ve nefislerinin (alçak) heva (istek ve tutku) olarak arzu ettiklerine uyuyorlar. Oysa andolsun, onlara Rablerinden yol gösterici gelmiştir.
Ali Bulaç
24- Yoksa insana 'her dileyip arzu ettiği' şey mi var?
Ali Bulaç
25- İşte son da, ilk de (ahiret ve dünya) Allah'ındır.
Ali Bulaç
26- Göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri hiç bir şeyle yarar sağlamaz; ancak Allah'ın dileyip razı olduğu kimseye izin verdikten sonra başka.
Ali Bulaç
27- Gerçek şu ki, ahirete iman etmeyenler, melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar.
Ali Bulaç
28- Oysa onların bununla ilgili hiç bir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zanna uymaktadırlar. Oysa gerçekte zan, haktan yana hiç bir yarar sağlamaz.
Ali Bulaç
29- Şu halde sen, Bizim zikrimize sırt çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyenden yüz çevir.
Ali Bulaç
30- İşte onların ilimden yana ulaşabildikleri (son sınır) budur. Şüphesiz, senin Rabbin; kendi yolundan sapanı en iyi bilen O'dur ve hidayet bulanı da en iyi bilen O'dur.
Ali Bulaç
31- Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır; öyle ki, kötülükte bulunanları, yaptıkları dolayısıyla cezalandırır, güzel davranışta bulunanları da daha güzeliyle ödüllendirir.
Ali Bulaç
32- Ki onlar, ufak tefek günahlar dışında, günahın büyük olanından ve çirkin utanmazlıklardan kaçınırlar. Şüphesiz senin Rabbin, mağfireti geniş olandır. O, sizi daha iyi bilendir; hem sizi topraktan inşa ettiği (yarattığı) ve siz daha annelerinizin karnında cenin halinde bulunduğunuz zaman da. Öyleyse kendinizi temize çıkarıp-durmayın. O, sakınanı daha iyi bilendir.
Ali Bulaç
33- Şimdi, o yüz çevireni gördün mü?
Ali Bulaç
34- Azıcık verdi ve gerisini kaya gibi sımsıkı elinde tuttu.
Ali Bulaç
35- Gaybın bilgisi yanında da o mu görüyor?
Ali Bulaç
36- Yoksa Musa'nın sahifelerinde olan kendisine haber verilmedi mi?
Ali Bulaç
37- Ve vefa eden İbrahim'in (sahifelerinde) olan...
Ali Bulaç
38- Doğrusu, hiç bir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez.
Ali Bulaç
39- Şüphesiz insana kendi emeğinden başkası yoktur.
Ali Bulaç
40- Şüphesiz kendi emeği (veya çabası) görülecektir.
Ali Bulaç
41- Sonra ona en eksiksiz karşılık verilecektir.
Ali Bulaç
42- Elbette son varış Rabbine olacaktır.
Ali Bulaç
43- Doğrusu, güldüren ve ağlatan O'dur.
Ali Bulaç
44- Doğrusu, öldüren ve dirilten O'dur.
Ali Bulaç
45- Doğrusu, çiftleri; erkek ve dişiyi, yaratan O'dur.
Ali Bulaç
46- Bir damla sudan (döl yatağına) meni döküldüğü zaman.
Ali Bulaç
47- Gerçek şu ki, diğer diriltme (yeniden neş'et) de O'na aittir.
Ali Bulaç
48- Doğrusu, muhtaç olmaktan O kurtardı ve sermaye verip-hoşnut kıldı.
Ali Bulaç
49- Doğrusu, 'Şi'ra (yıldızı)nın' Rabbi O'dur.
Ali Bulaç
50- Doğrusu, önce gelen Ad (halkın)ı O yıkıma uğrattı.
Ali Bulaç
51- Semud'u da. Böylelikle (o halklardan kimseyi) bırakmadı.
Ali Bulaç
52- Daha önce Nuh kavmini de. Çünkü onlar, daha zalim ve daha azgındılar.
Ali Bulaç
53- Altı üstüne gelen (Lut kavminin) şehirlerini de O yerin dibine geçirdi.
Ali Bulaç
54- Böylece ona (o topluluğun başına) sardırdığını sardırdı.
Ali Bulaç
55- Öyleyse, Rabbinin hangi nimetlerinden şüphe ediyorsun?
Ali Bulaç
56- Bu önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.
Ali Bulaç
57- O yaklaşmakta olan yaklaştı.
Ali Bulaç
58- Onu Allah'ın dışında ortaya çıkaracak başka (hiç bir güç yoktur).
Ali Bulaç
59- Şimdi siz, bu sözden mi şaşkınlığa düşüyorsunuz?
Ali Bulaç
60- (Alayla) Gülüyorsunuz ve ağlamıyorsunuz.
Ali Bulaç
61- Ve şuursuzca baş kaldırıyorsunuz.
Ali Bulaç
62- Hemen, Allah'a secde edin ve (yalnızca O'na) kulluk edin.