Tur Suresi

Tur Dağı Suresi

Mekki 49 ayet İniş sırası: 76

Tur Dağı ve cennet nimetleri

1
Ali Bulaç
Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
2
Ali Bulaç
1- Tur'a andolsun.
3
Ali Bulaç
2- Satır (satır) dizili kitaba,
4
Ali Bulaç
3- Yayılmış ince deri üzerine;
5
Ali Bulaç
4- Ma'mur eve,
6
Ali Bulaç
5- Yükseltilmiş tavana,
7
Ali Bulaç
6- Kabarıp, tutuşan denize,
8
Ali Bulaç
7- Şüphesiz senin Rabbinin azabı kesin olarak gerçekleşecektir.
9
Ali Bulaç
8- Onu uzaklaştırıp-engel olacak yoktur.
10
Ali Bulaç
9- O gün gök, sarsılıp çalkalanır.
11
Ali Bulaç
10- Ve dağlar (yerlerinden oynatan) bir yürüyüşle yürür.
12
Ali Bulaç
11- İşte o gün, yalanlayanların vay haline,
13
Ali Bulaç
12- Ki onlar, 'daldıkları saçma bir uğraşı' içinde oynayan-oyalananlardır.
14
Ali Bulaç
13- Cehennem ateşine, 'küçültücü bir sürüklenme ile ' sürüklenecekleri gün;
15
Ali Bulaç
14- (Onlara şöyle denir:) 'İşte sizin yalanladığınız ateş budur.'
16
Ali Bulaç
15- 'Bu da bir büyü mü, yoksa siz mi görmüyorsunuz.'
17
Ali Bulaç
16- 'Girin ona; artık ister sabredin, ister sabretmeyin. Sizin için birdir. Siz ancak, yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz.'
18
Ali Bulaç
17- Hiç şüphesiz muttakiler, cennetlerde ve nimet içindedirler;
19
Ali Bulaç
18- Rablerinin verdikleriyle 'sevinçli ve mutludurlar'. Rableri, kendilerini 'çılgınca yanan cehennemin' azabından korumuştur.
20
Ali Bulaç
19- 'Yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyin ve için.'
21
Ali Bulaç
20- Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. Ve Biz onları iri-ceylan gözlü hurilerle evlendirmişiz.
22
Ali Bulaç
21- İman edenler ve zürriyetleri kendilerini imanda izleyenler; Biz onların zürriyetlerini de olara katıp-ekledik. Amellerinden hiç bir şeyi eksiltmedik. Her kişi kendi kazandığına karşılık bir rehindir.
23
Ali Bulaç
22- Onlara, istek duyup-arzuladıkları meyvelerden ve etten bol bol verdik.
24
Ali Bulaç
23- Orada bir kadeh kapışır-çekişirler ki, onda ne 'boş ve saçma bir söz', ne günaha sokma vardır.
25
Ali Bulaç
24- Kendileri için (hizmet eden) civanlar, etrafında dönüp dolaşırlar; sanki (her biri) 'sedefte saklı inci gibi tertemiz, pırıl pırıl.'
26
Ali Bulaç
25- Birbirlerine yönelip karşılıklı sorarlar;
27
Ali Bulaç
26- Dediler ki: 'Biz doğrusu daha önce, ailemiz (yakın akrabalarımız) içinde endişe edip-korkardık.'
28
Ali Bulaç
27- 'Şimdi Allah, bize lütufta bulundu ve 'hücrelere kadar işleyen kavurucu' azabdan korudu.'
29
Ali Bulaç
28- 'Şüphesiz, biz bundan önce O'na dua (kulluk) ederdik. Gerçekten O, iyiliği bol, esirgemesi çok olanın ta kendisidir.'
30
Ali Bulaç
29- Şu halde sen, öğüt verip-hatırlat; çünkü sen, Rabbinin nimetiyle ne kahinsin, ne mecnun.
31
Ali Bulaç
30- Yoksa onlar: 'Bir şairdir, biz ona zamanın (getireceği) felaketleri gözlüyoruz' mu diyorlar?
32
Ali Bulaç
31- De ki: 'Siz gözetleyedurun; çünkü ben de sizinle birlikte gözetleyenlerdenim.'
33
Ali Bulaç
32- Yoksa bunu kendilerine saçma-akılları mı emrediyor? Yoksa onlar azgın bir kavim midir?
34
Ali Bulaç
33- Yoksa: 'Onu kendisi uydurup-söyledi' mi diyorlar? Hayır; onlar iman etmiyorlar.
35
Ali Bulaç
34- Şu halde, eğer doğru söylüyor iseler, benzeri bir söz getirsinler.
36
Ali Bulaç
35- Yoksa onlar, hiç bir şey olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa yaratıcılar kendileri mi?
37
Ali Bulaç
36- Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır; onlar, kesin bir bilgiyle inanmıyorlar.
38
Ali Bulaç
37- Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa üstün güç (her şeyin denetim ve yönetim) sahipleri kendileri midir?
39
Ali Bulaç
38- Yoksa onların bir merdivenleri mi var (ki) onunla (yükselip en yüce makamda konuşulanları) dinliyorlar? Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin.
40
Ali Bulaç
39- Yoksa kızlar O'nun da, erkek-çocuklar sizin mi?
41
Ali Bulaç
40- Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun ki, haksız bir borçtan dolayı ağır bir yük altındalar?
42
Ali Bulaç
41- Yoksa gayb (bilgisi) onların katında mıdır, böylece yazıp-duruyorlar?
43
Ali Bulaç
42- Yoksa hileli-bir düzen mi kurmak istiyorlar? Fakat (asıl) o inkâr edenler hileli-düzene düşecek olanlardır.
44
Ali Bulaç
43- Yoksa onların, Allah'tan başka bir ilahları mı var? Allah, onların şirk koştuklarından yücedir.
45
Ali Bulaç
44- Eğer gökten bir parçanın düşmekte olduğunu görseler bile: 'Üst üste yığılmış bir buluttur' derler.
46
Ali Bulaç
45- Öyleyse sen onları (en dayanılmaz azabla) çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.
47
Ali Bulaç
46- O gün, ne hileli-düzenleri kendilerine herhangi bir şeyle yarar sağlayacak, ne yardım görecekler.
48
Ali Bulaç
47- Şüphesiz zulmedenlere bundan önce de bir azab vardır; ancak onların çoğu bilmiyorlar.
49
Ali Bulaç
48- Artık, Rabbinin hükmüne sabret; çünkü gerçekten sen, gözlerimizin önündesin. Ve her kalkışında Rabbini hamd ile tesbih et.
50
Ali Bulaç
49- Gecenin bir bölümünde ve yıldızların batışının ardından da O'nu tesbih et.