Sad Suresi

Sad Suresi

Mekki 88 ayet İniş sırası: 38

Davud, Süleyman ve İblis'in kibri

1
Ali Bulaç
Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
2
Ali Bulaç
1- Sad, Zikir dolu Kur'an'a andolsun;
3
Ali Bulaç
2- Hayır; o inkâr edenler (boş) bir gurur ve bir parçalanma içindedirler.
4
Ali Bulaç
3- Biz kendilerinden önce, nice nesilleri yıkıma uğrattık da onlar feryad ettiler; ancak (artık) kurtulma zamanı değildi.
5
Ali Bulaç
4- İçlerinden kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar. Kâfirler dedi ki: 'Bu, yalan söyleyen bir büyücüdür.'
6
Ali Bulaç
5- 'İlahları bir tek ilah mı yaptı? Doğrusu bu, şaşırtıcı bir şey.'
7
Ali Bulaç
6- Onlardan önde gelen bir grup: 'Yürüyün, ilahlarınıza karşı (bağlılıkta) kararlı olun; çünkü asıl istenen budur' diye çekip gitti.
8
Ali Bulaç
7- 'Biz bunu, diğer dinde işitmedik, bu, içi boş bir uydurmadan başkası değildir.'
9
Ali Bulaç
8- 'Zikir (Kur'an), içimizden ona mı indirildi?' Hayır, onlar Benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz Benim azabımı tatmamışlardır.
10
Ali Bulaç
9- Yoksa, güçlü ve üstün olan, karşılıksız bağışlayan Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır?
11
Ali Bulaç
10- Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların mülkü onların mı? Öyleyse, sebepler içinde (bir imkan ve güç bularak göğe) yükselsinler.
12
Ali Bulaç
11- Onlar, burada (çeşitli) fırkalardan olma bozguna uğratılmış bir ordu(durlar).
13
Ali Bulaç
12- Onlardan önce Nuh kavmi, Ad ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.
14
Ali Bulaç
13- Semud, Lut kavmi ile Eyke halkı da. İşte onlar (Allah'a karşı isyanda birleşen ve güç toplayan) fırkalar(dı).
15
Ali Bulaç
14- Hepsi de elçileri yalanladılar, böylece azabla-sonuçlandırmam (onlara) hak oldu.
16
Ali Bulaç
15- Bunlar da, (geldiğinde) bir anlık gecikmesi bile olmayan bir tek çığlıktan başkasını gözetlemiyorlar.
17
Ali Bulaç
16- (Alaylı alaylı) Dediler ki: 'Rabbimiz, hesap gününden önce (azabdan bize vadettiğin) payımızı çabuklaştırıver.'
18
Ali Bulaç
17- Sen onların söylediklerine karşı sabret ve bizim güç sahibi kulumuz Davud'u hatırla; çünkü o, (her tutum ve davranışında Allah'a) yönelen biriydi.
19
Ali Bulaç
18- Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah kendisiyle birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi.
20
Ali Bulaç
19- Ve toplanıp gelen kuşları da. Hepsi onunla (Allah'ı tesbih etmede uyum içinde) yönelip-dönmekte olanlar idi.
21
Ali Bulaç
20- Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.
22
Ali Bulaç
21- Sana o davacıların haberi geldi mi? Hani mihraba (Davud'un bulunduğu yere girmek için) yüksek duvardan tırmanmışlardı.
23
Ali Bulaç
22- Davud(un yanın)a girdiklerinde, onlardan ürkmüştü; dediler ki: 'Korkma, iki davacıyız, birimiz diğerimize haksızlıkta bulundu. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, kararında haktan ayrılma ve bize tam doğruyu göster.'
24
Ali Bulaç
23- 'Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen 'Onu da benim payıma (koyunlarıma) kat' dedi ve bana, konuşmada üstün geldi.'
25
Ali Bulaç
24- (Davud) Dedi ki: 'Andolsun senin koyununu, kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana zulmetmiştir. Doğrusu, (emek ve mali güçlerini) birleştirip katan (ortak)lardan çoğu, birbirlerine karşı tecavüz ederler; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka. Onlar da ne kadar azdır.' Davud, gerçekten bizim onu imtihan ettiğimizi sandı, böylece Rabbinden bağışlanma diledi ve rüku ederek yere kapandı ve (bize gönülden) yönelip-döndü.
26
Ali Bulaç
25- Böylece onu bağışladık. Şüphesiz onun Bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
27
Ali Bulaç
26- 'Ey Davud, gerçek şu ki, Biz seni yeryüzünde halife (yönetici) kıldık. Öyleyse insanlar arasında hak ile hükmet, istek ve tutkulara (hevaya) uyma; sonra seni Allah'ın yolundan saptırır. Şüphesiz Allah’ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azab vardır.'
28
Ali Bulaç
27- Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Ateşten (görecekleri azabtan) dolayı vay o inkârcılara.
29
Ali Bulaç
28- Yoksa Biz, iman edip salih amellerde bulunanları yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar gibi (bir) mi tutacağız? Ya da muttakileri facirler gibi (bir) mi tutacağız?
30
Ali Bulaç
29- (Bu Kur'an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.
31
Ali Bulaç
30- Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi.
32
Ali Bulaç
31- Hani ona akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan, yağız atlar sunulmuştu.
33
Ali Bulaç
32- O da demişti ki: 'Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim.' Sonunda bu atlar (koştular ve toz) perdesinin arkasına saklandılar.
34
Ali Bulaç
33- 'Onları bana geri getirin' (dedi). Sonra bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
35
Ali Bulaç
34- Andolsun, biz Süleyman'ı imtihan ettik, tahtının üstünde bir ceset bıraktık. Sonra (eski durumuna) döndü.
36
Ali Bulaç
35- 'Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz sen, karşılıksız armağan edensin.'
37
Ali Bulaç
36- Böylece rüzgarı emrine verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi.
38
Ali Bulaç
37- Şeytanları da; her bina ustasını ve dalgıçı.
39
Ali Bulaç
38- Ve (kötülük yapmamaları için) sağlam kementlerle birbirine bağlanmış diğerlerini.
40
Ali Bulaç
39- 'İşte bu, bizim vergimizdir. (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut.'
41
Ali Bulaç
40- Şüphesiz, onun Bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
42
Ali Bulaç
41- Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Hani o: 'Herhalde şeytan, bana kahredici bir acı ve azab dokundurdu' diye Rabbine seslenmişti.
43
Ali Bulaç
42- 'Ayağını depret. İşte yıkanacak ve içecek soğuk (su, diye vahyettik.).
44
Ali Bulaç
43- Katımızdan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir benzerini de bağışladık.
45
Ali Bulaç
44- 'Ve eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma.' Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi.
46
Ali Bulaç
45- Güç ve basiret sahibi olan kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da hatırla.
47
Ali Bulaç
46- Gerçekten biz onları, katıksızca (ahiretteki asıl) yurdu düşünüp-anan ihlas sahipleri kıldık.
48
Ali Bulaç
47- Ve gerçekten onlar, Bizim katımızda seçkinlerden ve hayırlı olanlardandır.
49
Ali Bulaç
48- İsmail'i, Elyesa'ı ve Zülkifl'i de hatırla. Hepsi de hayırlı olanlardandır.
50
Ali Bulaç
49- Bu, bir zikr'dir. Şüphesiz muttakiler için, elbette varılacak güzel bir yer vardır.
51
Ali Bulaç
50- Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır.
52
Ali Bulaç
51- İçinde yaslanıp-dayanmışlardır; orada birçok meyve ve şarap istemektedirler.
53
Ali Bulaç
52- Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır.
54
Ali Bulaç
53- İşte hesap günü size va'dedilen budur.
55
Ali Bulaç
54- Şüphesiz bu, Bizim (ihsan ettiğimiz) rızkımızdır, bitip tükenmesi de yok.
56
Ali Bulaç
55- Bu (böyle işte); gerçekten azgınlar için de muhakkak varılacak kötü bir yer vardır.
57
Ali Bulaç
56- Cehennem; onlar oraya girerler; ne kötü yataktır o.
58
Ali Bulaç
57- İşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin.
59
Ali Bulaç
58- Ve onun şeklinden başka, çift çift (olan daha beter azablar) vardır.
60
Ali Bulaç
59- (Müşrik olan hakim güçlere:) 'İşte bu(nlar) da sizinle birlikte (küfür ve zulümde) göğüs gerenlerdir. Onlara bir merhaba (bile) yok. Çünkü onlar ateşe gireceklerdir.' (denilir).
61
Ali Bulaç
60- (Onlara uyanlar) Derler ki: 'Hayır, sizler; asıl size bir merhaba yok. Bunu (azabı) bizim önümüze siz sürdünüz. Ne kötü bir durak.'
62
Ali Bulaç
61- Derler ki: 'Rabbimiz, kim bunu bizim önümüze sürdüyse, ateşteki azabını kat kat arttır.'
63
Ali Bulaç
62- Ve derler ki: 'Bize ne oluyor ki, kendilerini şerir (kötü)lerden saydığımız adamları göremiyoruz.'
64
Ali Bulaç
63- Biz onları bir alay konusu edinmiştik; yoksa gözler mi onlardan kaydı?'
65
Ali Bulaç
64- Bu, cehennem halkının birbiriyle çekişmesi kesin bir gerçektir.
66
Ali Bulaç
65- De ki: 'Ben, yalnızca bir uyarıcıyım. Bir olan, kahreden Allah'tan başka bir ilah yoktur.'
67
Ali Bulaç
66- 'Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, üstün ve güçlü olan, bağışlayandır.'
68
Ali Bulaç
67- De ki: 'Bu (Kur'an), büyük bir haberdir.'
69
Ali Bulaç
68- Sizler ise, ondan yüz çeviriyorsunuz.
70
Ali Bulaç
69- 'Mele-i Ala (yüce topluluk) tartışıp dururken, benim hiç bir bilgim yoktur.'
71
Ali Bulaç
70- 'Bana ancak, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum vahyolunmaktadır.'
72
Ali Bulaç
71- Hani Rabbin meleklere: 'Gerçekten ben, çamurdan bir beşer yaratacağım' demişti.
73
Ali Bulaç
72- 'Onu bir biçime sokup, ona ruhumdan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın.'
74
Ali Bulaç
73- Meleklerin hepsi topluca secde etti;
75
Ali Bulaç
74- Yalnız İblis hariç. O büyüklendi ve kafirlerden oldu.
76
Ali Bulaç
75- (Allah) Dedi ki: 'Ey İblis, ellerimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi, yoksa yüksekte olanlardan mı oldun?'
77
Ali Bulaç
76- Dedi ki: 'Ben ondan daha hayırlıyım; sen beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.'
78
Ali Bulaç
77- (Allah) Dedi ki: 'Öyleyse oradan (cennetten) çık, artık sen kovulmuş bulunuyorsun.'
79
Ali Bulaç
78- 'Ve şüphesiz, din (kıyametteki hesap) gününe kadar benim lanetim senin üzerinedir.'
80
Ali Bulaç
79- Dedi ki: 'Rabbim, öyleyse onların dirilecekleri güne kadar bana süre tanı.'
81
Ali Bulaç
80- Dedi ki: 'O halde, süre tanınanlardansın.'
82
Ali Bulaç
81- 'Bilinen vaktin gününe kadar.'
83
Ali Bulaç
82- Dedi ki: 'Senin izzetin adına andolsun, ben, onların tümünü mutlaka kışkırtıp azdıracağım.'
84
Ali Bulaç
83- 'Ancak onlardan, muhlis olan kulların hariç.'
85
Ali Bulaç
84- (Allah) 'İşte bu haktır ve ben hakkı söylerim' dedi.
86
Ali Bulaç
85- 'Andolsun, senden ve içlerinde sana tabi olacak olanlardan tümüyle cehennemi dolduracağım.'
87
Ali Bulaç
86- (Ey Peygamber) De ki: 'Ben, buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve (kendiliğinden) bir yükümlülük getirenlerden de değilim.'
88
Ali Bulaç
87- 'O (Kur'an), alemler için yalnızca bir zikir (öğüt ve hatırlatma)dir.'
89
Ali Bulaç
88- 'Gerçekten onun haberini bir zaman sonra öğreneceksiniz.'