"allah" - 2449 ayet bulundu

Maide Suresi Ayet 97 Diyanet Vakfı
96. Hem size hem de yolculara fayda olmak üzere (faydalanmanız için) deniz avı yapmak ve onu yemek size helâl kılındı. İhramlı olduğunuz müddetçe kara avı size haram kılındı. Huzuruna toplanacağınız allah'tan korkun.
Maide Suresi Ayet 98 Diyanet Vakfı
97. allah, Kâbe'yi, o saygıya lâyık evi, haram ayı, hac kurbanını ve (kurbanın boynuna asılan) gerdanlıkları (maddi ve manevi yönlerden) insanların belini doğrultmaya sebep kıldı. Bu da allah'ın, göklerde ve yerde ne varsa hepsini bildiğini ve allah'ın her şeyi bilici olduğunu (sizin de anlayıp) bilmeniz içindir.
Maide Suresi Ayet 99 Diyanet Vakfı
98. Biliniz ki allah'ın cezalandırması çetindir ve yine allah'ın bağışlaması ve esirgemesi sınırsızdır.
Maide Suresi Ayet 100 Diyanet Vakfı
99. Resûle düşen (vazife), ancak duyurmadır. allah açıkladığınızı da gizlediğinizi de bilir.
Maide Suresi Ayet 101 Diyanet Vakfı
100. De ki: Pis ve kötü ile temiz ve iyi bir değildir; pis ve kötünün çokluğu tuhafına gitse (yahut hoşuna gitse) de (bu böyledir). Öyleyse ey akıl sahipleri! allah'tan korkunuz ki kurtuluşa eresiniz.
Maide Suresi Ayet 102 Diyanet Vakfı
101. Ey iman edenler! Açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek olan şeyleri sormayın. Eğer Kur'an indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. (Açıklanmadığına göre) allah onları affetmiştir. (Siz sorup da başınıza iş çıkarmayın). allah çok bağışlayıcıdır, aceleci değildir.
Maide Suresi Ayet 104 Diyanet Vakfı
103. allah bahîra, sâibe, vasîle ve hâm diye bir şey (meşru) kılmamıştır. Fakat kâfirler, yalan yere allah'a iftira etmektedirler ve onların çoğunun da kafaları çalışmaz.
Maide Suresi Ayet 105 Diyanet Vakfı
104. Onlara, "allah'ın indirdiğine ve Resûl'e gelin" denildiği vakit, "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol) bize yeter" derler. Ataları hiçbir şey bilmiyor ve doğru yol üzerinde bulunmuyor iseler de mi?
Maide Suresi Ayet 106 Diyanet Vakfı
l05. Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olunca sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü allah'adır. Artık O, size yaptıklarınızı bildirecektir.
Maide Suresi Ayet 107 Diyanet Vakfı
106. Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatınca vasiyet esnasında içinizden iki adalet sahibi kişi aranızda şahitlik etsin. Yahut seferde iken başınıza ölüm musibeti gelmişse sizden olmayan, başka iki kişi (şahit olsun). Eğer şüpheye düşerseniz o iki şahidi namazdan sonra alıkor, "Bu vasiyet karşılığında hiçbir şeyi satın almayacağız, akraba (menfaatine) de olsa; allah (için yaptığımız) şahitliği gizlemiyeceğiz, (aksini yaparsak) bu takdirde biz elbette günahkârlardan oluruz" diye allah üzerine yemin ettirirsiniz.
Maide Suresi Ayet 108 Diyanet Vakfı
107. Bu şahitlerin (sonradan yalan söyleyerek) bir günah kazandıkları anlaşılırsa, (şahitlerin) haklarına tecavüz ettiği ölüye daha yakın olan (mirasçılardan) iki kişi onların yerini alır ve "Andolsun ki bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha gerçektir ve biz (kimsenin hakkına) tecavüz etmedik, aksi takdirde biz, elbette zalimlerden oluruz" diye allah'a yemin ederler.
Maide Suresi Ayet 109 Diyanet Vakfı
108. Bu (usul), şahitliği gerektiği şekilde yapmaya, yahut yeminlerinden sonra, yeminlerin (mirasçılar tarafından) reddedilmesinden korkmalarına (çekinmelerine çare olarak) daha uygundur. allah'tan korkun ve (O'nu) dinleyin. allah, yoldan çıkmışlar topluluğuna rehberlik etmez.
Maide Suresi Ayet 110 Diyanet Vakfı
109. allah'ın peygamberleri toplayıp da "Size ne cevap verildi" dediği gün, "Bizim hiçbir bilgimiz yok, şüphesiz gizlilikleri hakkıyle bilen ancak sensin" diyeceklerdir.
Maide Suresi Ayet 111 Diyanet Vakfı
110. allah o zaman şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene (verdiğim) nimetimi hatırla! Hani seni mukaddes ruh (Cebrail) ile desteklemiştim; (bu sayede) sen beşikte iken de yetişkin çağında da insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı (okuyup yazmayı), hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan, kuş şeklinde bir şey yapıyordun da ona üflüyordun, hemen benim iznimle o bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Ölüleri benim iznimle (hayata) çıkarıyordun. Hani İsrailoğullarını (seni öldürmekten) engellemiştim; kendilerine apaçık deliller (mucizeler) getirdiğin zaman içlerinden inkâr edenler, "Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir" demişlerdi.
Maide Suresi Ayet 112 Diyanet Vakfı
111. Hani havârîlere, "Bana ve peygamberime iman edin" diye ilham etmiştim. Onlar (da), "İman ettik, bizim allah'a teslim olmuş kimseler (müslümanlar) olduğumuza sen de şahit ol" demişlerdi.
Maide Suresi Ayet 113 Diyanet Vakfı
112. Hani havârîler "Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten, donatılmış bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. O, "İman etmiş kimseler iseniz allah'tan korkun" cevabını verınişti.
Maide Suresi Ayet 114 Elmalılı
113-Onlar: "Biz istiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz mütmain olsun da senin bize doğru söylediğini bilelim ve onu -allah'ın indireceği sofrayı- bizzat görenlerden olalım." dediler.
Maide Suresi Ayet 115 Elmalılı
114-Meryem oğlu İsa şöyle yalvardı: "allah, ey bizim yegane Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir ki, bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için bir bayram ve kudretinden bir nişane olsun! Bizleri rızıklandır. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın!"
Maide Suresi Ayet 116 Diyanet Vakfı
115. allah da şöyle buyurdu: Ben onu size şüphesiz indireceğim; ama bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, kâinatta hiç bir kimseye etmediğim azabı ona edeceğim!
Maide Suresi Ayet 117 Diyanet Vakfı
116. allah: Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, "Beni ve anamı, allah'tan başka iki tanrı bilin" diye sen mi dedin, buyurduğu zaman o, "Hâşâ! Seni tenzih ederim; hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim sen onu şüphesiz bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, halbuki ben senin zâtında olanı bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnızca sensin.
Maide Suresi Ayet 118 Diyanet Vakfı
117. Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan allah'a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyle görensin.
Maide Suresi Ayet 120 Diyanet Vakfı
119. (Bu konuşmadan sonra) allah şöyle buyuracaktır: Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur.
Maide Suresi Ayet 121 Diyanet Vakfı
120. Göklerin, yerin ve içlerindeki her şeyin mülkiyeti allah'ındır, O, her şeye hakkıyle kadirdir.
En'am Suresi Ayet 1 Diyanet Vakfı
Rahmân ve Rahîm (olan) allah'ın adıyla
En'am Suresi Ayet 2 Diyanet Vakfı
1. Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden allah'a mahsustur. (Bunca âyet ve delillerden) sonra kâfir olanlar (hâla putları) Rab'leri ile denk tutuyorlar.
En'am Suresi Ayet 4 Diyanet Vakfı
3. O, göklerde ve yerde tek allah'tır. Gizlinizi, açığınızı bilir. (Hayır ve şerden) ne kazanacağınızı da bilir.
En'am Suresi Ayet 13 Diyanet Vakfı
12. (Onlara) Göklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. "allah'ındır" de. O, merhamet etmeyi kendi zatına farz kıldı. Sizi, varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Kendilerini ziyana sokanlar var ya işte onlar inanmazlar.
En'am Suresi Ayet 15 Diyanet Vakfı
14. De ki: Gökleri ve yeri yoktan var eden, yedirdiği halde yedirilmeyen allah'tan başkasını mı dost edineceğim! De ki: Bana müslüman olanların ilki olmam emredildi ve sakın müşriklerden olma! (denildi).
En'am Suresi Ayet 17 Diyanet Vakfı
16. O gün kim azaptan kurtarılırsa, gerçekten allah onu esirgemiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.
En'am Suresi Ayet 18 Diyanet Vakfı
17. Eğer allah seni bir zarara uğratırsa, onu kendisinden başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır verirse, (bunu da geri alacak yoktur). Şüphesiz O herşeye kadirdir.
En'am Suresi Ayet 20 Diyanet Vakfı
19. De ki: Hangi şey şahadetçe en büyüktür? De ki: (Hak peygamber olduğuma dair) benimle sizin aranızda allah şahittir. Bu Kur'an bana, kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu. Yoksa siz, allah ile beraber başka tanrılar olduğuna şahitlik mi ediyorsunuz? De ki: "Ben buna şahitlik etmem." "O ancak bir tek allah'tır, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden kesinlikle uzağım" de.
En'am Suresi Ayet 21 Süleyman Ateş
20. Kendilerine Kitap verdiklerimiz, oğullarını tanıdıkları gibi onu tanırlar (onun allah tarafından vahyedildiğini bilirler), ama kendilerini ziyana sokanlar inanmazlar.
En'am Suresi Ayet 22 Diyanet Vakfı
21. Yalan sözlerle allah'a iftira edenden veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir! Şüphe yok ki, zalimler kurtuluşa ermezler!
En'am Suresi Ayet 23 Diyanet Vakfı
22. Unutma o günü ki- onları hep birden toplayacağız; sonra da, allah'a ortak koşanlara: Nerede boş yere davasını güttüğünüz ortaklarınız? diyeceğiz.
En'am Suresi Ayet 24 Diyanet Vakfı
23. Sonra onların mazeretleri, "Rabbimiz allah hakkı için biz ortak koşanlar olmadık!" demekten başka bir şey olmadı.
En'am Suresi Ayet 31 Diyanet Vakfı
30. Rablerinin huzuruna getirildikleri zaman sen onları bir görsen! allah: Bu (yeniden dirilme olayı), hak değil miymiş? diyecek. Onlar da "Rabbimize andolsun ki evet!" diyecekler. allah da, Öyle ise inkâr ettiğinizden dolayı azabı tadın! diyecek.
En'am Suresi Ayet 32 Diyanet Vakfı
3l. allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara Kıyamet vakti ansızın gelip çatınca, onlar, günahlarını sırtlarına yüklenerek diyecekler ki: "Dünyada iyi amelleri terketmemizden dolayı vah bize!" Dikkat edin, yüklendikleri şey ne kötüdür!
En'am Suresi Ayet 33 Elmalılı
32-Dünya hayatı bir oyundan, bir oyalanmadan başka birşey değildir. Ahiret yurdu ise muhakkak allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır. Hala akıllanmayacak mısınız?
En'am Suresi Ayet 34 Diyanet Vakfı
33. Onların söylediklerinin hakikaten seni üzmekte olduğunu biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zalimler açıkça allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar.
En'am Suresi Ayet 35 Diyanet Vakfı
34. Andolsun ki senden önceki peygamberler de yalanlanmıştı. Onlar, yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine rağmen sabrettiler, sonunda yardımımız onlara yetişti. allah'ın kelimelerini (kanunlarını) değiştirebilecek hiçbir kimse yoktur. Muhakkak ki peygamberlerin haberlerinden bazısı sana da geldi.