Vakıa Suresi

Olay Suresi

Mekki 96 ayet İniş sırası: 46

Vakıa, üç grup ve ahiret sahneleri

1
Ali Bulaç
Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
2
Ali Bulaç
1- Vakıa (kesin bir gerçek olan kıyamet) vuku bulduğu zaman,
3
Ali Bulaç
2- Onun vukuuna (gerçekleşmesine artık) yalan diyecek yoktur.
4
Ali Bulaç
3- O aşağılatıcı, yücelticidir.
5
Ali Bulaç
4- Yer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı,
6
Ali Bulaç
5- Ve dağlar darmadağın olup ufalandığı,
7
Ali Bulaç
6- Derken toz duman halinde dağılıp-savrulduğu,
8
Ali Bulaç
7- Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman;
9
Ali Bulaç
8- İşte o 'Ashab-ı Meymene', ne (kutludur o) 'Ashab-ı Meymene'.
10
Ali Bulaç
9- 'Ashab-ı Meş'eme' ne (mutsuzdur o) 'Ashab-ı Meş'eme'.
11
Ali Bulaç
10- Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir.
12
Ali Bulaç
11- İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır.
13
Ali Bulaç
12- Nimetlerle-donatılmış cennetler içinde;
14
Ali Bulaç
13- Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden,
15
Ali Bulaç
14- Birazı da sonrakilerden.
16
Ali Bulaç
15- 'Özenle işlenmiş mücevher' tahtlar üzerindedirler.
17
Ali Bulaç
16- Karşılıklı yaslanmışlardır.
18
Ali Bulaç
17- Çevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp dolaşır;
19
Ali Bulaç
18- Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler,
20
Ali Bulaç
19- Ki bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir.
21
Ali Bulaç
20- Arzulayıp-seçecekleri meyveler,
22
Ali Bulaç
21- Canlarının çektiği kuş eti.
23
Ali Bulaç
22- Ve iri gözlü huriler,
24
Ali Bulaç
23- Sanki saklı inciler gibi;
25
Ali Bulaç
24- Yaptıklarına bir karşılık olmak üzere (onlara sunulur);
26
Ali Bulaç
25- Orada, ne 'saçma ve boş bir söz' işitirler, ne günaha sokma.
27
Ali Bulaç
26- Yalnızca bir söz (işitirler:) 'Selam, selam.'
28
Ali Bulaç
27- 'Ashab-ı Yemin', ne (kutludur o) 'Ashab-ı Yemin.'
29
Ali Bulaç
28- Yüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları),
30
Ali Bulaç
29- Üstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları,
31
Ali Bulaç
30- Yayılıp-uzanmış gölgeler,
32
Ali Bulaç
31- Durmaksızın akan su(lar);
33
Ali Bulaç
32- Ve (daha) birçok meyveler arasında,
34
Ali Bulaç
33- Kesilip-eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler).
35
Ali Bulaç
34- Yükseklere-kurulmuş döşekler (sedirler).
36
Ali Bulaç
35- Gerçek şu ki, Biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip-yarattık.
37
Ali Bulaç
36- Onları hep bakireler olarak kıldık,
38
Ali Bulaç
37- Eşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt,
39
Ali Bulaç
38- 'Ashab-ı Yemin' olanlar için.
40
Ali Bulaç
39- (Bunların) Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden,
41
Ali Bulaç
40- Birçoğu da sonrakilerdendir.
42
Ali Bulaç
41- 'Ashab-ı Şimal', ne (mutsuzdur o) 'Ashab-ı Şimal.'
43
Ali Bulaç
42- Hücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su,
44
Ali Bulaç
43- Ve kapkara dumandan bir gölge içindedirler.
45
Ali Bulaç
44- Ki o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim).
46
Ali Bulaç
45- Çünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı.
47
Ali Bulaç
46- Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.
48
Ali Bulaç
47- Ve derlerdi ki: 'Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?'
49
Ali Bulaç
48- 'Önceden gelip-geçmiş atalarımız da mı?'
50
Ali Bulaç
49- De ki: 'Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de.'
51
Ali Bulaç
50- 'Bilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır.'
52
Ali Bulaç
51- Sonra gerçekten siz, ey sapık olan yalanlayıcılar,
53
Ali Bulaç
52- Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz.
54
Ali Bulaç
53- Böylece karınları(nızı) ondan dolduracaksınız.
55
Ali Bulaç
54- Onun üzerine de alabildiğine kaynar sudan içeceksiniz.
56
Ali Bulaç
55- Üstelik 'içtikçe susayan hasta develerin' içişi gibi içeceksiniz.
57
Ali Bulaç
56- İşte bu, onların din (hesap ve ceza) gününde şölenleridir.
58
Ali Bulaç
57- Sizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz?
59
Ali Bulaç
58- Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü?
60
Ali Bulaç
59- Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcı Biz miyiz?
61
Ali Bulaç
60- Sizin aranızda ölümü takdir eden Biziz ve Bizim önümüze geçilmiş değildir;
62
Ali Bulaç
61- (Yerinize) Benzerlerinizi getirip-değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde-inşa etme konusunda.
63
Ali Bulaç
62- Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi?
64
Ali Bulaç
63- Şimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü?
65
Ali Bulaç
64- Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz?
66
Ali Bulaç
65- Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar-kalırdınız.
67
Ali Bulaç
66- (Şöyle de sızlanırdınız:) 'Doğrusu biz, ağır bir borç altına girip-zorlandık.'
68
Ali Bulaç
67- 'Hayır, biz büsbütün yoksun bırakıldık.'
69
Ali Bulaç
68- Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü?
70
Ali Bulaç
69- Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz?
71
Ali Bulaç
70- Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi?
72
Ali Bulaç
71- Şimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü?
73
Ali Bulaç
72- Onun ağacını sizler mi inşa ettiniz (yarattınız), yoksa onu inşa eden Biz miyiz?
74
Ali Bulaç
73- Biz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu), hem ihtiyacı olanlara bir meta kıldık.
75
Ali Bulaç
74- Şu halde büyük Rabbini ismiyle tesbih et.
76
Ali Bulaç
75- Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim.
77
Ali Bulaç
76- Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir.
78
Ali Bulaç
77- Elbette bu, bir Kur'an-ı Kerim'dir.
79
Ali Bulaç
78- Saklanmış-korunmuş bir kitapta (yazılı)dır.
80
Ali Bulaç
79- Ona, temizlenip-arınmış olanlardan başkası dokunamaz.
81
Ali Bulaç
80- Alemlerin Rabbinden indirilmedir.
82
Ali Bulaç
81- Şimdi siz bu sözü mü hor görüp-küçümsüyorsunuz?
83
Ali Bulaç
82- Ve rızkınızı (Kur'an'dan yararlanma nimetini bırakıp onu) mutlaka yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz?
84
Ali Bulaç
83- Hele can boğaza gelip dayandığında,
85
Ali Bulaç
84- Ki o sırada siz (sadece) bakıp-durursunuz,
86
Ali Bulaç
85- Biz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz.
87
Ali Bulaç
86- İşte o vakit, eğer ceza görmeyecek iseniz,
88
Ali Bulaç
87- Eğer doğru söylüyor iseniz, onu, (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize.
89
Ali Bulaç
88- Eğer o (ölecek kişi), yakın kılınan (mukarreb olan)lardan ise,
90
Ali Bulaç
89- Bu durumda rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle donatılmış cennet (onundur).
91
Ali Bulaç
90- Ve eğer 'Ashab-ı Yemin'den ise,
92
Ali Bulaç
91- Artık, 'Ashab-ı Yemin'den selam sana.
93
Ali Bulaç
92- Ve eğer o, yalanlayan sapıklardan ise,
94
Ali Bulaç
93- Artık (onun için) alabildiğine kaynar sudan bir şölen vardır.
95
Ali Bulaç
94- Ve çılgınca yanan ateşe bir atılma da.
96
Ali Bulaç
95- Şüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir (Hakku'l-Yakin).
97
Ali Bulaç
96- Öyleyse büyük Rabbini ismiyle tesbih et.