Ali Bulaç
Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Ali Bulaç
1- Kaf. 'Şerefli üstün' Kur'an'a andolsun.
Ali Bulaç
2- Hayır, onlara kendilerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kafirler: 'Bu şaşılacak bir şey' dediler.
Ali Bulaç
3- 'Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (yeniden diriltilecek mişiz)? Bu uzak bir dönüş (iddiasıdır).'
Ali Bulaç
4- Doğrusu Biz, yerin onlardan ne eksilttiğini bilmişizdir. Katımızda (bütün bunları) saklayıp-koruyan bir kitap vardır.
Ali Bulaç
5- Hayır, hak kendilerine gelince yalanladılar. Şimdi onlar, derin bir sarsıntı içinde bulunuyorlar.
Ali Bulaç
6- Üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Biz, onu nasıl bina ettik ve onu nasıl süsledik? Onun hiç bir çatlağı yok.
Ali Bulaç
7- Yeri de (nasıl) döşeyip-yaydık? Onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda 'göz alıcı ve iç açıcı' her çiftten (nice bitkiler) bitirdik.
Ali Bulaç
8- (Bunlar,) 'İçten Allah'a yönelen' her kul için 'hikmetle bakan bir iç göz' ve bir zikirdir.
Ali Bulaç
9- Ve gökten mübarek (bereket ve rahmet yüklü) su indirdik; böylece onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik.
Ali Bulaç
10- Ve birbiri üstüne dizilmiş tomurcuk yüklü yüksek hurma ağaçları da.
Ali Bulaç
11- Kullara rızık olmak üzere. Ve onunla (o suyla) ölü bir şehri dirilttik. İşte (ölümden sonra) diriliş de böyledir.
Ali Bulaç
12- Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud (kavmi) de yalanladı.
Ali Bulaç
13- Ad, Firavun ve Lut'un kardeşleri,
Ali Bulaç
14- Eyke halkı ve Tubba' kavmi de. Hepsi elçileri yalanladı; böylece benim tehdidim (onların üzerine) hak oldu.
Ali Bulaç
15- Ya, biz ilk yaratılışta güçsüz mü düştük? Hayır, onlar 'karmaşık bir kuşku' içindedirler.
Ali Bulaç
16- Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.
Ali Bulaç
17- Onun sağında ve solunda oturan iki yazıcı kaydederlerken
Ali Bulaç
18- O, söz olarak (herhangi bir şey) söylemeyiversin, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici vardır.
Ali Bulaç
19- O, ölüm sarhoşluğu, bir gerçek olarak gelip de, (insana) 'İşte bu, senin yan çizip-kaçmakta olduğun şeydir' (denildiği zaman da).
Ali Bulaç
20- Sur'a da üfürülmüştür. İşte bu, tehdidin (gerçekleştiği) gündür.
Ali Bulaç
21- (Artık) Her bir nefis, yanında bir sürücü ve bir şahid ile gelmiştir.
Ali Bulaç
22- 'Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık. Artık bugün görüş-gücün keskindir.'
Ali Bulaç
23- Onun yakını olan (ve yanından ayrılmayan melek) dedi ki: 'İşte bu, yanımda hazır durumda olan şey.'
Ali Bulaç
24- Siz ikiniz (ey melekler), her inatçı nankörü atın cehennemin içine,
Ali Bulaç
25- Hayra engel olan, saldırgan şüpheciyi,
Ali Bulaç
26- Ki o, Allah'la beraber başka bir ilah edinmişti. Artık ikiniz, onu en şiddetli olan azabın içine atın.
Ali Bulaç
27- Onun yakın-dostu (saptırıcı) dedi ki: 'Rabbimiz, ben onu kışkırtıp-azdırmadım. Ancak kendisi (haktan) uzak bir sapıklık içindeydi.'
Ali Bulaç
28- (Allah buyurur:) 'Benim huzurumda çekişip-durmayın. Ben size daha önce 'kesin bir uyarı' göndermiştim.'
Ali Bulaç
29- 'Huzurumda söz değişikliğe uğratılmaz ve Ben kullara zulmedici değilim.'
Ali Bulaç
30- O gün cehenneme diyeceğiz: 'Doldun mu?' O da: 'Daha fazlası var mı?' diyecek.
Ali Bulaç
31- Cennet de, muttakiler için, uzakta değildir, (o gün) yakınlaştırılmıştır.
Ali Bulaç
32- Bu, size vadolunandır; (gönülden Allah'a) yönelip-dönen (İslam'ın hükümlerini) koruyan,
Ali Bulaç
33- Görmediği halde Rahman'a karşı 'içi titreyerek korku duyan' ve 'içten Allah'a yönelmiş' bir kalb ile gelen içindir.
Ali Bulaç
34- 'Ona 'esenlik ve barış (selam)la' girin. Bu, ebedilik günüdür.'
Ali Bulaç
35- Orda diledikleri her şey onlarındır; katımızda daha fazlası da var.
Ali Bulaç
36- Biz onlardan önce nice nesilleri yıkıma uğrattık ki onlar, zorbaca yakalamak (yakıp-yıkmak, baskı ve şiddetle yönetmek, sindirmek) bakımından kendilerinden daha üstündüler; şehirlerde (yerin üstünü altına getirip, sayısız kazı, inşaat ve araştırmalarla her yanı) delik-deşik etmişlerdi. (Ama) kaçacak bir yer var mı?
Ali Bulaç
37- Hiç şüphesiz, bunda, kalbi olan ya da bir şahid olarak kulak veren kimse için elbette bir öğüt (zikir) vardır.
Ali Bulaç
38- Andolsun, Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık; Bize hiç bir yorgunluk dokunmadı.
Ali Bulaç
39- Öyleyse sen, onların dediklerine karşılık sabret ve Rabbini güneşin doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et.
Ali Bulaç
40- Gecenin bir bölümünde ve secdelerin arkasından da O'nu tesbih et.
Ali Bulaç
41- Çağırıcının, yakın bir yerden çağrıda bulunacağı güne kulak ver;
Ali Bulaç
42- O gün, o çığlığı bir gerçek (hak) olarak işitirler. İşte bu, (dirilip kabirlerden) çıkış günüdür.
Ali Bulaç
43- Gerçek şu ki, dirilten ve öldüren Biziz, Biz. Ve dönüş de Bizedir.
Ali Bulaç
44- O gün yer, onlardan çatlayıp-ayrılır da (onlar,) hızla koşarlar. İşte bu, Bize göre oldukça-kolay olan bir haşir (sizi bir arada toplama)dır.
Ali Bulaç
45- Biz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; şu halde, Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver.